• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam25
Toplam Ziyaret732383
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.36577.3952
Euro8.93578.9715
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
'Dirilen Şarkılar' Geliyor!
05/05/2015

Değerli Dostlarım.

Bugünlerde bebek bekleyen genç bir babanın heyecanını yaşıyor gibiyim. Telaşlı, yorgun, mutlu, belirsizlikler ve tarifsiz duygular içerisindeyim.

"Allah Allah nedir seni böyle telaşlandıran ve heyecanlandıran ?" dediğinizi duyar gibiyim.

Yazının başlığından biraz ipucu verdiğimi düşünüyorum.

Evet, şarkıları diriltiyoruz.

Bgünlerde yaptığım en yoğun uğraşı, şarkıları diriltmek için onlara nefes vermeye çalışmak.

Şimdi diyeceksinizki, "Herkes şarkı söyleyebilir, ne olmuş yani?"

Bu söylediğimiz şarkı bildiğiniz gibi değil. Günlerdir, Ütopya Müzik Yapım Şirketi’nin stüdyolarında, Türkiye’de yüzyıl önce söylenmiş ama tamamen unutulmuş şarkılara can veriyoruz. Aynı zamanda Türkiye’de yeni bestelenmiş Çerkesçe şarkıları sizlerle buluşturmak için canla başla çalışıyoruz.

Bu hiç bilmediğim alandaki çalışmayı kızım Albina ile birlikte yapıyoruz.

Bir gün stüdyo kayıtları sırasında telefonla arayan çok sevdiğim bir arkadaşıma "stüdyoda şarkı söylüyoruz, CD için kayıt yapıyoruz" dediğimde, gülerek "bir yapmadığın o kalmıştı" demişti. Ama daha sonra kayıtların bazılarını dinlediğinde hem çok şaşırmış hem de çok beğenmişti.

En yakınımdaki arkadaşlarımdan birine bile, "bir yapmadığın o kalmıştı" dedirten bu işin hikayesini paylaşalım istedim bu yazımda.

***  

Bu hikayenin başlangıcı tam otuzyedi yıl öncesine dayanıyor. Yani 1978 yılına.
1978 yılında Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği’nin yönetim kuruluna girdiğimde 23 yaşında bir üniversite öğrencisiydim.

Türkiye'nin hiçbir yerinde raslayamadığımız, "Halkın Birliği" isimli Mao yanlısı siyasi çizgi ile Halkın Kurtuluşu, Halkın Sesi, Halkın Yolu gibi Mao yanlısı siyasetlerin ağırlıkta olduğu listeye karşı, Dev-Genç, Kurtuluş, Dönüşçüler ve Çerkes Milliyetçilerinin içinde yer aldığı liste ile yönetimi kıl payı almıştık.

Gençlik kolu seçimlerini ise karşımızdaki liste almıştı. Kelimenin tam anlamıyla çift başlı bir yönetim oluşmuştu. Gençlik Kolu, Yönetim Kurulu’na iş yaptırmamak için elinden geleni ardına koymuyordu. Tam bir göze göz, dişe diş bir mücadele sürüyordu.

Yönetim Kurulu olarak yıllık bir çalışma ve etkinlik programı hazırlamış ve bunu üyelerimize bir mektupla bildirmiştik. (O zamanlar daha elektronik posta ile haberleşme icat edilmemişti.)

Faaliyet programımızda bulunan etkinliklerden biri de, üniversiteden mezun olan gençlerimize "mezuniyet gecesi" düzenlemekti.

Altmışlı ve yetmişli yıllarda derneklerimizde böyle bir gelenek vardı.

Bu gecenin organizasyon ve icrası görevini gençlik koluna vermiştik. Gençlik kolu görevi kabul etmiş ve yapacağını söylemişti. Ancak geceye on gün kala geceyi yapmayacağını söyleyerek, Yönetim Kurulu’nu zor duruma sokacağının hesabını yapmıştı.

Yönetim kurulunun en genç üyesi olarak bu geceyi kurtarma görevi bana düşmüştü. Ama daha önce ne Yönetim Kurulu’nda, ne de Gençlik Kolu’nda görev yapmadığımız için ne yapacağımızı da bilmiyorduk.

Bir planlama yaptım. Slayt gösterisi ve müzik eşliğinde bir şiir dinletisi yapacaktık. Şimdi bu yaptığımız işin adının orotoryo olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Hasan Hüseyin Korkmazgil'in "Nehirler aka aka" isimli şiir kitabından mücadeleyi yücelten bölümler okuyacaktık. Anavatanımızdan güzel görüntüler ve fon müziği eşliğinde. Ancak en büyük sorun elimizde fon müziği olarak kullanabileceğimiz bir müzik yoktu. Müziği bulsak bile onu çalabileceğimiz bir teybimiz yoktu.

Bu sıkışıklığı aşmakla ilgili ne yapabileceğimizi düşünürken en makul çözümün canlı müzik olacağına karar verdik. Ama ne söyleyeceğiz diye düşünürken bir anda dilimde "yeyeyeye tegodiji be te, tegodiji te / yok olmuyor muyuz biz, yok olmuyor muyuz" melodileri dökülüverdi. Bunu arkadaşlarımla paylaştım. Çok beğendiler. Mecburiyetten yapmış olduğum “ilk bestem”, 1978 yılında Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneğinde düzenlenen "mezuniyet gecesi"nde sergilenmiş oldu.

1978 yılında Yönetim Kurulu’nu sabote etmek için "mezuniyet gecesi"ni yapmayan gençlik kolundaki o arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Yaptıkları o sabotaj olmasaydı, ben şarkı sözü yazmaya başlamayacaktım. Buradan tekrar hepsine en içten sevgilerimi gönderiyorum.

Bu şekilde başlayan şarkı sözü ve müziği yapma işini çok sevdim ve şarkı sözü biriktirmeye başladım. Şu anda onaltı adet şarkı biriktirmiş bulunuyorum. Ama bu sayı her an artmış olabilir. Bu şarkıları dinlettiğim yakın dostlarım, bunların mutlaka yayınlanması ve insanlara ulaşması gerektiğini söylüyorlardı. Bununla ilgili girişimlerim de oldu. 1980'lerin başlarında Havva Karadaş kardeşimle birlikte çok ilkel koşullarda kayıt yaptık. Ama o kayıtları kaybettim. Yine değerli sanatçımız Gülcan Altan'la Serhan Şeşen Müzik Derneği’nin stüdyosunda kayıt yaptık. Ama sonuçlandıramadık. Şarkılarımı okutabileceğim bir sanatçıyı bulabilme umudunu yitirmiş olarak hayata devam ediyordum.

***

Mustafa Saadet, tanımaktan ve dostu olmaktan onur duyduğum ender insanlardan biridir.

Onu da Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği’nde tanıdım. Tanışıklığımız 1985 yılına uzanıyor. 1985 yılında cezaevinden çıktıktan sonra bazı çevreler "bunları neden böyle çabuk bıraktılar, bunları sallandırmak lazım" derken; bazı çevreler de bedel ödemiş insanlar olarak bize büyük saygı duyuyordu. Mustafa Saadet ağabeyimiz de saygı ve sevgi ile yaklaşanlardandı.

Değerli Büyüğümüz Mustafa Saadet, Özgür Çerkes web sitesinin yazarları arasındadır. ÇHİ'yi oluşturup meydanlara çıkma kararı verdiğimizde, maddi ve manevi tüm varlığıyla yanımızda durmuş ender insanlarımızdan biridir o. Ağzından çıkan sözse altından daha değerlidir. Onun ağzından bir söz çıkmışsa mutlaka gereğini yapmıştır.

Mitingler, Çerkes Çalıştayı, yürütülen anayasa süreci, Çerkeslerin meselesinin siyasi partilerin gündemine taşınması, Çerkeslerin siyasi partisinin oluşturulması süreçlerinde en sağlam Çerkes Duruşunu ortaya koymuş ender insanlarımızdan biridir o.

Değerli büyüğümüz Mustafa Saadet'in taşımaktan yorulduğu ağır bir yükü vardı. Çocukluğunda ve gençliğinde dedelerinden ve babalarından dinleyip, Bilecik Poyra Köyü (Hatkoy Hable)’nden derlemiş olduğu gıbze (ağıt), vored (şarkı)leri kaydetmişti. Yıllardır bu şarkıları gün yüzüne çıkarıp diriltmek istiyordu. Bu konuda birçok girişimi olmuş ama derdini kimseye anlatamamıştı. Bağlarbaşı Kafkas Derneği’nde çalışan "Si wored" müzik grubunun hocası hanımefendi müzikleri dinlemiş ve "bunların müzikal bir değeri yok, boşuna uğraşma" diyerek moralini bozmuştu. Bunun gibi, bizim camiamızda müzikle ilgilenen herkesle konuşmuş ama bir sonuca ulaşamamıştı.

Ama her şeyin bir zamanı vardı.

Ve o zamanı beklemek dışında yapacak çok fazla bir şey yapılamıyordu. Bunun adına da kader diyorlardı.

***

Maltepe Çerkes Derneği'nin 2014-2015 etkinlik programına akordeon kursu da koymuştuk. Akordeon kurslarının başladığı Cuma akşamı Mustafa Saadet ağabeyimiz de kalkıp çalışmayı izlemeye gelmişti.

Bana "Benim derlemiş olduğum şarkıları bu çalışmanın içinde söyletip, kaset yapabilir miyiz?" demişti.

Ben de hiç düşünmeden "tabii yaparız" demiştim.

Ama bir kaset, ya da albüm veya CD nasıl yapılır tabii ki hiçbir şey bilmiyordum.
    Mustafa abi, topladığı şarkıları ses kaydediciye okuyup getiriyor, ben de cep telefonumun ses kaydedicisine kaydediyor ve ezberliyordum. Benim ezberleyip cep telefonuma okuduğum şarkıları dinleyince, Mustafa Ağabey "Bu şarkıları sen oku, başka kimseyi aramayalım" diyerek adeta beni denize itti. "Bu CD'nin tüm masraflarını ben ödeyeceğim, ne gerekiyorsa yap" diyerek sırtındaki ağır yükü benim omuzlarıma aktarmıştı.

Birgün "bu CD'yi yapabilecek miyiz acaba?" diye sormuştu.

Ben de "bu şarkıları bilen tek kişiydin, şimdi iki kişi olduk, bu bile büyük kazançtır abi" dedim.

Söz ve müziğini benim yazdığım şarkıları dinleyince, büyüğümüz "o zaman iki CD yapıyoruz" diyerek noktayı koymuştu.

***

Bu CD'nin yapılması çalışmalarında kaderin ve iyi niyetin  ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.

Maltepe Çerkes Derneği'nin işletmeciliğini üstlenen değerli büyüğümüz Mehmet Boran Ağabeyimiz de Çerkes toplumunun en önemli emektar müzisyenlerinden biridir. Bu çalışmayı en yakından izleyen ve en çok heyecanlanan kişilerden biridir. Mehmet
Boran ağabeyimizin kızı derneğimizi ziyaret ettiğinde eşinin müzisyen olduğunu söylemişti.

İsmini sorduğumuzda "Olcayto Art" demişti. Hz. Google “kimdir” diye sorduğumuzda ise uluslararası başarıları olan çok önemli bir müzik adamının damadımız olduğunu öğrendik.

Üç aydan bu yana Olcayto Art'ın aranjörlüğünde, Ütopya Müzik yapım Şirketi’nin stüdyolarında çok sıkı ve keyifli bir çalışma yürütüyoruz.

Yaratmaya çalıştığımız albümün adı "Dirilen Şarkılar / K'enexejığe Voredxer" Aranjörümüz Olcayto Art müthiş bir katkı sunarak, evrensel boyutlarda bir eserin ortaya çıkmasına vesile oldu. Türkiye’nin konusunda en önemli müzisyenlerini bu projeye dahil ederek katkı sunmalarını sağladı. Dünyadaki tüm insanların keyifle dinleyebileceği, yok olmakta olan Çerkesce şarkılara can verirken, ilk defa Türkiye Çerkes Diyasporası’nda bestelenmiş şarkıları da bulacaksınız "Dirilen Şarkılar / K'enexejığe Voredxer" albümünde.

Albümümüzde on altı adet bugüne kadar hiç duymadığınız Çerkesce şarkı yer alıyor. Şarkıların sekiz tanesi Mustafa Saadet tarafından derlendi. Bir tanesinin söz ve müziği yine Mustafa Saadet'e ait. Yedi şarkının söz ve müziği ise bana ait.

Ayrıca kızım Albina'nın sesinin bu kadar güzel olduğunu, bugüne kadar nasıl görememiş ve duyamamış olmama da çok şaşırıyorum.

Tüm teknik kayıtları tamamlanmış olan "Dirilen Şarkılar-K'enexejiğe Voredxer" albümünün Kültür Bakanlığı Bandrol işlemleri ve müzik fabrikası kayıtlarının tamamlanıp, elimize ulaşacağı günü sabırsızlıkla bekliyoruz.

Yeni yeni şarkıların dirildiği güzel günlerde buluşmak dileğiyle...



1677 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi