• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam278
Toplam Ziyaret710141
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
'Dünyada Çerkesçe Bilen Kaldımı ki Acaba Diye Düşünürdüm'
16/05/2013

ÇHİ Çerkes meselesini görünür kılmak, çözüm yollarını göstermek ve çözüm politikalarını oluşturmak amacıyla kuruldu. Bugüne kadar da bu politikasını taviz vermeden sürdürdü.

Çerkes meselesi asimilasyon ve soykırım olmak üzere iki boyutludur. Bu temel iki boyut tüm açıklığıyla ortaya konup, dünyaya kabul ettirilme aşamasına getirilerek yol alınacaktır. Bu çalışmalar elbette "Çerkes ulusunun yeniden inşaası süreci" ile birlikte yürütülecektir.

Diasporada, Çerkeslerin asimilasyon sürecini yavaşlatılması ve kültürün yeniden üretilmesinin iklim ve koşulları yaratılmaktadır.

Dünyadaki en ağır soykırımlardan birine uğramış bir halkın evlatları senenin 364 günü yatıp sadece birgün 21 Mayıs’ta meydanlara çıkıp, bir yol alamazlar. ÇHİ “her ayın 21'i saat 21” eylemlerini ortaya koyarak Çerkeslerin tepki verebilen bir halk olduğunu gösteriyor. Tabii bu eylemlerden en fazla Rusya rahatsız oluyor. Kaderine razı olmuş Çerkeslerin yeni isyan ateşleri yakarak kendisini rahatsız etmesini istemiyor. Bunun için de "sahibinin seslerini" üzerimize salıyor. ÇHİ'nin, Rusya düşmanlığı yaparak Kafkasya’da Çerkeslere zarar verdiği yalanını yayıyorlar.

Bütün dünyada, ulusların menfaatleri çatıştığı zaman mücadele edilir.  Gerekirse savaşılır da.

Ama daha sonra oturup anlaşılır.

İki dünya savaşında Avrupa’da milyonlarca insan öldü. Ama dün savaşan Avrupa devletleri bugün Avrupa Birliği’ni oluşturup sınırlarını kaldırdı ve tek para birimine geçti.

Çerkeslere soykırım ve sürgünü uygulayan Çarlık Rusyası ve bu politikaların sürdürücüsü Rusya Federasyonu bizim dostumuz olamaz.
Bizi düşman olarak görüp yok etmeye çalışan bir yapı Çerkeslerin dostu olamaz.

Biz dosta dost, düşmana da düşman deriz!

Hiç kimse eğip-bükmeye çalışmasın!

Rusya ve Rusya’nın dostları bizim dostumuz değildir olamazlar da!

Rusya ve Rusyanın dostları bizim düşmanımızdır!

Bunu böyle ifade edemeyenlerin Çerkes Halkı adına söz söyleme hakkı yoktur ve olmayacaktır!

ÇHİ tüm gücüyle Türkiyede yaşanan demokratikleşme sürecine müdahil olup, eylemlerini sürdürüyor. Ancak bu süreçte bizi en fazla uğraştıran içimizdeki "Rusya Muhibleri"dir. Ahlat Mitingi öncesinde de malum çevreler Ahlat Derneği yöneticilerini arayıp dezenformasyonla baskı altına almaya çalışmışlar. Biz bunu Ahlat’a gidince öğrendik. Güneşin balçıkla sıvanmayacağını dost da düşman da öğrenecek elbet.

12 Mayıs’ta Bitlis Ahlat’ta, ÇHİ'nin, Ahlat Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği ile gerçekleştirdiği mitingden zenginleşmiş olarak çıktık. Tecrübe kazandık ve güçlendik. Artık halkımıza ve kendimize daha fazla güveniyoruz.

***

Ahlat mitinginde yaşadığımız güzellikleri ve mitingin perde arkasını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sitemiz yazarlarından Balkar Selçuk Çerkes halkının en hayırlı evlatlarındandır. Çerkeslerin 150 yıllık diyaspora tarihinde yapabildikleri dört hak arama mitinginden ikisinde onun ortaya koyduğu sağlam irade vardır. Eski bir Roma şehri olan Kayseri’de, binbir Bizans oyununu safdışı bırakıp Kayseri Mitingi’nin organize edilmesinde Balkar Selçuk'un ve organizasyon komitesini oluşturan değerli arkadaşlarımızın emeği çok büyüktür.

Balkar Selçuk Van 100. Yıl Üniversitesi’nin sosyoloji bölümünde öğretim görevlisidir. Nart Destanları, Ortadoğu Destanları ve Yunan Mitolojileri konusunda dünyanın sayılı otoritelerden biridir aslında. Çalışmaları günyüzüne çıkmayı bekliyor. İlgisi, enerjisi ve hareketliliği ile sıradışı bir karakter Selçuk. Alıştığımız soğuk, halka tepeden bakan, çok bilmiş ve kendini beğenmiş öğretim üyesi tipinden eser yoktur Balkar Selçuk’ta. Öyle olsaydı zaten, Van'a 2,5 saat mesafede olan Ahlat Çerkeslerini ve Ahlat Kafkas Derneği’ni dert edinip defalarca Ahlat’a gitmezdi.

Balkar Selçuk'un çabaları ve Ahlat Çerkeslerini tanıtan yazıları sayesinde "orada bir köy var uzakta" şiirindeki gibi yapmadan biz de Kürt coğrafyasındaki soydaşlarımızla kucaklaşmaya karar verdik.

Ahlat Çerkesleri, Balkar Selçuk arkadaşımız  sayesinde hiç görmedikleri ama fikirlerini tanıdıkları bir yapı olarak, yeni kurulan Çerkes-Fed'in kurucu üyesi oldular. 40-50 yıldır Kafkas Kültür Derneği bulunan onlarca şehri sollayarak Çerkeslerin dördüncü hak arama mitingini gerçekleştirme onurunu Ahlat'a taşıdılar.

Ocak ayından buyana Ahlat-İstanbul arasında bir iletişim köprüsü oluşturuldu. Yasal izinlerin alınması, program, sanatçılar, konuşmalar, ulaşım, afişler, yürüyüş güzergahı, her ayrıntı defalarca görüşüldü. Tek can sıkan mesele miting yaklaşırken günlerdir süren sağanak yağmurdu. Tedbir olarak Eren Üniversitesinin Ahlat’ta bulunan kültür merkezi salonu rezerve edildi.

11 Mayıs akşamı İstanbul Sabiha Gökçen’den havalanan ÇHİ miting grubu gece saat 01.00'de Van'a ulaştı. 2,5 saatlik yolculuktan sonra Ahlat’a vardı. Ahlat Derneği yöneticileriyle sabaha karşı kucaklaştık. Yağan yağmur sabah durmuştu. Öğretmen evinin bahçesinde Van Gölü’nün
kenarında açık havada yapmak istediğimiz kahvaltıyı tamamlayamadık. Ayaz üşütmüştü. Kahvaltımızı kapalı bölümde tamamladık. Miting için kapalı salonun rezerve edilmiş olmasının isabetli olduğunu düşündük.

Miting için Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan bütün illerdeki Çerkesler Ahlat'a gelmişti. Bingöl'den, Muş'tan, Adilcevaz'dan gelen birçok soydaşımızla tanışıp, kucaklaştık.

Havanın soğuk olması nedeniyle yürüyüşü dışarıda, konuşmaları, şarkıları ve halk danslarımızı salonda planladık. Oluşturulan yürüyüş kolu pankartlarla, bayraklarımızı sallayarak ve sloganlar eşliğinde kültür merkezine ulaştı. Kültür merkezinin önünden verilen Çerkes müziği Ahlat sokaklarını çınlattı. Kültür merkezi hınça hınç dolmuştu. Aralarda ve salonun arka tarafında bulunan insan sayısı koltuklarda oturanlardan fazlaydı. Tahmini olarak 700-800 arası bir katılım gerçekleşti.

Konuşmalar ve gösteriler muhteşemdi. Sunucumuz Billur Aktürk olağanüstü güzel bir sunum gerçekleştirdi. Ses sanatçısı arkadaşımız Sedat Sezan gerçek bir Adığece şarkı resital sundu. Reyda Halk Dansları ekibi, bir kısmı ilk defa Çerkes dansı seyreden coşkulu kitleden içten alkışlar aldı.

Ve benim en çok şaşırdığım şey, yapmış olduğum Adığece teşekkür konuşmasının müthiş bir alkış alması oldu. Salonda bulunanların % 99'u Adğece bilmiyordu belki de. Ama konuşulan Çerkescede köklerini yakalamış olmalılar ki hiç birşey anlamadıkları konuşmayı çılgınca alkışladılar.

Arkadaşımız Kenan Kaplan'ın "Nasıl varlığım Rus varlığına armağan olsun dememek için yüzyıllarca savaşıp, anavatanımızı terketmek zorunda kaldıysak; bugün de varlığım Türk varlığına armağan olsun demeyeceğiz ve çocuklarımızada dedirtmeyeceğiz" tespiti orada bir çok paradigmayı yerle bir etti.

Bir Çerkes dostu ve fahri Çerkes olan Abdurrahman Dilipak'ın konuşması, Çerkesler için yaptığı öneriler ve tespitler dikkat çekiciydi.

Ön sırada yanımda oturan  80 yaşın üzerindeki gözleri nemlenerek tolantıyı izleyen beyaz uzun sakallı amcayla toplantı sonrasında tanışıp Adığece konuşmaya başladım. "Biz unuttuk Adığeceyi" dedi Türkçe. Son kez askerlik için Ahlat’tan ayrıldığı belli oluyordu. Ne okuma yazma biliyordu, ne de internetten haberi vardı. Fakat sonra yıllardır konuşmadığı, unuttum dediği dilde sarih bir şapsığ lehçesiyle konuşmaya başladı. "Düneyem Adğebze zış'ere kıtenejığa s'ıo segupsışıstığ" (Dünyada Çerkesce bilen kaldı mı acaba diye düşünürdüm) dedi. Ahir ömrünü cami ile ev arasında geçiren yaşlı amca "İstanbul’dan Çerkesler gelecek diye duyunca kalktım geldim buraya" dedi.

Ve amcayla yaptığımız sohbetin sonunda "Derneğe gidip gençlerle Adığece konuşacağına dair" söz alarak tamamladık konuşmamızı.

Van Havaalanı’nda güzel bir Çerkes düğünü yapıp İstanbul’a doğru uçarken "Bu coğrafyada da Çerkes Kimlik bilincinin tohumlarının ekilmiş olduğunu görmenin huzuruyla" bütün yorgunluğumuzdan arındık.



3358 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi