• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam134
Toplam Ziyaret620795
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76645.7895
Euro6.35976.3852
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine
17/11/2018

  Doğduğum yer olan Gönen’in Balcı köyüne ilkokul açıldığında 3,5-4 yaş arası bir yerdeydim. 1958 - 1959 öğretim yılı öyle bir yerlere tekabül ediyor. Okulun ilk açıldığı günü bugünkü gibi net hatırlıyorum. Biraz yaşları gecikmiş olarak ilkokula başlayan ağabeyim ve ablamla birlikte ben de okula gideceğim diye tutturmuş, kıyameti kopartmıştım. Ama "Sen küçüksün, daha okula gidemezsin" itirazlarına çok gücenmiştim.

Ağabeyimle ablamın okulda o gün ne yaptıklarını çok merak etmiştim. Ağabeyim okuldan gelir gelmez babama dönmüş, "Hepimizin anası, hepimizin babası, büyük kurtarıcı, ulu önder kimdir?" diye sormuştu. Babam önce soruyu anlamamış, sonra işi toparlamış ve "Neşujur ari - Körü diyorsun" demişti. Benim Atatürk ismiyle birlikte duyduğum ünvanı "Neşu - Kör" olmuştu. İnönü’nün ise evimizdeki ve tüm Çerkes evlerindeki ünvanı ise "Degu-Sağır" idi.

Okulun açıldığı ilk gün, öğretmen sınıfa çerçevelenmiş bir resimle girmiş ve "Bu resimdeki kişiyi kim tanıyor?" diye sormuştu. Ama o gün sınıfta bulunan çocukların hiçbiri resmini ilk defa gördükleri bu adamı tanımamıştı. O gün öğretmen gün boyunca Atatürk'ün ne büyük bir kahraman olduğunu anlatmış ve küçücük çocukların kafalarına adeta onu çakmıştı.

Peki bizim evimizde ve tüm Çerkes köylerindeki evlerde Atatürk’e Neşu, İnönü’ye de neden Degu deniyordu?

Çünkü, Atatürk'ün yaratmak istediği tek tipçi ırkçı ulus sistemi Çerkesler’in mantalitesine ters geliyor, desteklemiyorlardı. Bu nedenle Çerkesler’in yok edilmeleri için ne yapılması gerekiyorsa yapılıyordu. Uğradıkları bu insanlık dışı baskı ve zulümlerden dolayı Atatürk ve İnönü bu lakaplarla anılıyordu. 

Türkiye'de uygulanan dil yasakları Çerkeslerle birlikte Kürt, Laz, Pomak, Arnavut, Yahudi, Ermeni, Rum, Çingene, Arap, tüm halkları asimile etmeyi amaçlıyordu. Şapka kanunu ile kılık kıyafet kanunu her türlü etnik belirtiyi yok ederek asimilasyona hizmet ediyordu. 

Gönen - Manyas Çerkesleri sürgüne tabi tutuluyor, 1923 yılının Mayıs ve Haziran aylarında, daha Cumhuriyet ilan edilmeden ilk imha operasyonu Çerkesler’e karşı uygulanıyordu. Yapılan bu operasyonlarla Çerkesler sindirilip, devletin yanına çekiliyordu.

Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlere karşı uygulanan inkar, imha ve asimilasyon politikaları sonuç vermemiş, Kürt meselesi, Türkiye'nin önündeki çözülmesi gereken en büyük sorun olarak durmaktadır. 

1932 yılında, Trakya Yahudileri’nin yok edilmesi, 1942 yılında çıkarılan varlık vergisi kanunu ile tüm Müslüman olmayan etnik toplulukların mal varlıklarına el konularak çalışma kamplarına sürülmeleri ve ülkeyi terk etmeye zorlanmaları uygulanan asimilasyon politikalarının bir parçasıydı. 

Kemalizmin dindar kesimlerle de büyük sorunları olmuştur. Aydınlanma çağını yaşamamış, dinde reform gerçekleştirmeyi bir ihtiyaç olarak görmeyen bir topluma tepeden inmeci yeni bir din anlayışı dayatmaya kalkılması tepkilere yol açmıştır. Bugün dindar kesimlerde, Kemalizme ve Atatürkçülüğe içten içe bazen de açıktan açığa kin ve nefret dalgasının nedenlerini bu tepeden inmecilikte aramak gerekmektedir.

Sol kesimlere karşı da çok acımasız operasyonlar yapan Kemalist devletle solcuların ilişkisini anlatmak başlı başına ayrı bir yazı konusudur. TKP, Dev-Genç, THKO gibi çizgiler, Kemalizmle uzlaşırken; Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve İbrahim Kaypakkaya dışında Kemalizm’e doğru düzgün eleştiri getirebilen sol bir düşünce akımı da olamamıştır. Türkiye solunun en büyük hatası Kemalizmi anti emperyalist ve sol olarak nitelemesidir. Oysa Kemalizm, döneminde İtalyan faşizmini kendine örnek olarak almış bir uygulamalar bütünüdür. 

Türkiye Halklarına karşı her türlü işkence ve eziyet üzerine kurulmuş olan Kemalist rejimi savunanlar "Mustafa Kemal bu yapılanları yapmak zorundaydı” diyerek uygulanan işkence ve asimilasyon yöntemlerini savunmaktadırlar. Türkiye cumhuriyeti ile aynı dönemde hayata geçmiş olan Sovyetler Birliği’nde "Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı" ilkesi çerçevesinde her halkın kendi anadilinde eğitim yapması savunulmuş ve desteklenmiştir. Bu sayede, anavatanımızda büyük bir Çerkes edebiyatı doğarken ve gelişirken, Türkiye'de Kemalist rejimin uygulamalarından ötürü, değil yazılı bir edebiyat ürünü, Çerkes dili ve kültürü hızla yok olma noktasına gelmiştir. 

Onun için, Çerkesler de Kkemalist rejime karşı, Çerkeslerin haklarıyla birlikte tüm Türkiye halklarının haklarını savunmak için demokratik bir Türkiye'den yana olmak zorundadırlar.

Atatürk, sadece Türklerin atası olmayı seçmiştir. Çerkeslerin, Kürtlerin, Lazların, Arapların, Pomakların, Ermenilerin atası olmayı tercih etmemiştir.  Tam tersine, Türkler dışındaki tüm etnik halkları yok etmek isteyen ırkçı bir rejim yaratmıştır. Bu rejimi yaratan kişi Çerkeslerin atası olmayı hak etmemiştir.

Atatürk paylaşımları yapan Çerkesler, maalesef bu gerçeklerin farkında değiller. Onlara, gerçeklerin anlatılarak rehabilite edilmeleri gerektiğini bilmek beni gerçekten üzüyor.

Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.



1821 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Yazılarınız     17/11/2018 23:49

Uzun zamandır yazılarınızı takip ediyor ve ufuk açıcı yazılarınızdan istifade ediyorum. Ben düşünce olarak size göre tam sağınızda duruyorum. Ama sizden epeyi bilgi öğrendim teşekkürler..
Bedir canbolat

Yazarın diğer yazıları

"KAFFED DEĞİŞİM HAREKETİ" ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 04/11/2019
Kaffed bunun gibi onlarca Çerkeslerin aşağılandığı ve hak ihlaline uğradığı bir çok olayda ses çıkarmamış ve meseleleri ört bas etmeyi tercih etmiştir .
YANLIŞ TEŞHİSLE, DOĞRU TEDAVİ YAPILAMAZ - 28/10/2019
Yüz yıldan bu yana ortaya koyulan tekçi politikalarla toplum hasta edildi. Doğru olan, çoğulcu politikalarla toplumu barışa ve refaha kavuşturup tedavi etmektir.
SEÇİMSİZ ZAMANDA SİYASET ÜRETMEK - 29/09/2019
ÇDP bu seçimsiz döneme dair eğitim, kadro ve örgütlenme çalışmalarına yönelik programını açıklamalı ve halkımızı bu programa dahil etmenin yollarını bulmalıdır.
ZAZA PARTİSİ, DEZA-PAR ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 16/09/2019
"Adğeğer cifiğer eri- Çerkeslik insanlıktır" diyen Çerkes halkının çocukları, Türkiye'ye İnsanlık vadeden diğer halklarla buluşmalı ve güç birliği yapmalıdır.
‘TEYZEMİZ İTİBARLI VE NÜFUZLU BİRİYDİ HERHALDE?’ - 01/09/2019
Cumartesi Annelerine, Galatasaray meydanını çok gören, onlara gaz, cop ve tazyikli su ile her türlü eziyeti reva gören bugünün nüfuz ve iktidar sahiplerini de Kenan Evren'in akıbeti gibi bir son bekliyor.
HASAN SEYMEN VE ÇERKESLERE SİYASET DERSLERİ - 20/08/2019
Ancak ÇDP yönetimi kadrolarının da, kendilerini bir Çerkes Derneğinden farklı konumlandırarak, Çerkes Halkıyla birlikte, Tüm Türkiye Halklarını kucaklayacak bir enerji ve fikri açılım ortaya koymaları gerekmektedir..
GEÇMİŞTE YAŞAYANLAR, BUGÜNÜ GÖREMEZ, YARINI KURAMAZLAR - 12/08/2019
Halkımız için elini taşın altına sokan güzel insanlar; gelin geçmişte yaşamaktan vazgeçip, bugünü doğru yorumlayarak, yarını kuracak mücadele yöntemlerini hep birlikte bulalım
ADĞE-ABAZA AYRILIĞINI KÖRÜKLEYENLER RUSYA’NIN HİZMETKÂRIDIR! - 01/08/2019
Her halkın diline ve kültürüne en büyük saygıyı duyarak, bize soykırım uygulamış olan Rusya'ya karşı birlikte mücadeleyi savunacağız.
ANADİLİNDE DUA ETMEK - 12/07/2019
Eğer şehirde Çerkes kalmayı başaracaksak, acı günlerimizde kendi dilimizde Allah'a yalvarmaktan (birileri ne der, demeden) çekinmeyeceğiz. 21 Mayıslarda okutulan duaları atalarımızın bildiği dil olan Çerkesçe ile yapacağız.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi