• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam155
Toplam Ziyaret657068
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.63816.6647
Euro7.27057.2996
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkesler İttihatçı mıdır?
03/09/2018

Türkiye'de yaşanan bütün antidemokratik uygulamaların ve demokrasi konusunda bir türlü ilerleme kaydedilememesinin temelinde ittihatçılığın yattığını düşünürüm. İttihat-Terakki düşüncesi alt edilip mahkum edilmeden, Türkiye Halklarının huzura kavuşmasının mümkün olmadığına inananlardanım.

Yazmaya çalıştığım "Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü" kitabının bir bölümünü, İttihad-Terakki düşüncesinin mahkum edilmesi olarak planladım. Çünkü İttihad-Terakki'nin "azınlıkları yok etme ve zorla Türkleştirme" politikasının, Gönen-Manyas Çerkes sürgününde ve birçok etnik katliamda etkin rol oynadığına  inanıyorum. Okuduğum onlarca İttihat-Terakki kitabından süzerek, bir makaleye sığdırmaya çalışacağım ittihatçılığı ve Çerkes İttihatçılığını.

***

Öncelikle İttihat ve Terakki sözcüklerinin anlamlarından başlayalım. İttihat; birleşme, aynı fikirde olma, bütün olma anlamına gelmektedir. Terakki ise gelişme, ilerleme, yükselme manasına gelmektedir.

 Önceleri cemiyet, daha sonra parti olan ittihat-Terakki'nin kısa bir hikayesini anlatalım. 1889 yılında Askeri tıbbiyenin bahçesinde yemin eden Abdullah Cevdet (Kürt), İbrahim Temo (Arnavut), İshak Sükuti (Kürt), Mehmet Reşit (Çerkes) isimli dört öğrencinin gizli olarak kurdukları İttihadi Osmani Cemiyeti’ni kurmaları ile başlar İttihat-Terakki’nin hikayesi. Kurucularının amacı Osmanlı Devletini ayakta tutmak ve Teşkilat-ı Esasi (Anayasa)’nin yeniden ilan edilmesini sağlamaya çalışmaktı. İttihat-Terakki askeri tıbbiyenin sınırları dışına çıkarak hızla ordu ve halk içerisinde örgütlendi. Bunda üst düzey subayların da ittihatçılığı kabul etmelerinin önemli bir rolü vardı.

Önceleri Osmanlıcılık fikrini benimseyen İttihat-Terakki, daha sonra İslamcılığa ve Türkçülüğe evrilmiştir. 1908 yılında ikinci meşrutiyetin ilanını sağlayan İttihat-Terakki, 1918 yılına kadar Osmanlının tek hakimi olmuştur.

Balkanlarda sürekli toprak kaybeden Osmanlı, Müslüman ahalinin büyük acılar içerisinde İstanbul'a ve Anadolu'ya göç ettiği bir süreci yaşıyordu. Osmanlıcılık fikri devleti ayakta tutmaya yetmemişti. Balkanlarda Müslüman Arnavutluğun bağımsızlığını ilan etmesi, Arapların da hızla Arap Milliyetçiliğine yönelmesi İslamcılık fikrinin de sonunu getirmişti.

Bu aşamalardan sonra Türkçülüğe yönelen İttihat-Terakki otoriterleşmeye ve Türk olmayan azınlıklara karşı politikalar geliştirmeye başladı. "Anadolu'nun Türk olmayanlardan arındırılması ve Türk olmayan Müslüman toplulukların Türkleştirilmesi" fikri ideoloji olarak benimsendi. Bu düşünce Osmanlının son döneminin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet ideolojisi oldu. Bu düşünce doğrultusunda Osmanlı döneminde de Karadeniz Bölgesindeki Rum, Ermeni, Laz, Gürcü  yerleşimlerindeki köy, dağ, nehir ve ova isimleri Türkçeleştirildi. 1915 yılında Ermeniler Anadolu’dan temizlendi. Rumlar Yunanistan'a gönderildi. 1923 yılında Gönen-Manyas Çerkes iç sürgünü gerçekleştirildi. Kürtlerle birlikte Anadolu'da yaşayan tüm halkların asimile edilmesi, yok edilmesi, görmezden gelinmesi ve inkar edilmesi süreci İttihat-Terakki'den Cumhuriyete kalan en önemli mirastır.

Devleti kutsayan, tekçi anlayışa sahip ülkelerde demokrasiden bahsedilemez. Türkiye Cumhuriyetinde bu tekçi ve ittihatçı anlayış alt edilip mahkum edilmedikçe, çoğulcu ve çağdaş bir demokrasiye ulaşmak mümkün değildir.

***

Gelelim Çerkeslerin ittihatçılığı meselesine....

Çerkeslerin diaspora tarihlerinde ilk kurdukları derneğin adı "Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti"dir. İsimdeki bu benzerlik sizin dikkatinizi çekti mi bilemem ama ben bir hayli zamandır farkındaydım. Kurucuları ve yönetim kurulunun önemli bir bölümü üst rütbeli subaylardan oluşuyordu. Dönemin konjonktürü gereği o subaylarında ittihatçı olmaması mümkün değildi. 

Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı. Buna tipik örnek olarak Kuşçubaşı Eşref ve ailesini gösterebiliriz. Manyasın Kızıksa Köyü’ne yerleşmiş bir Ubıh ailesidir Kuşçubaşılar. Eşrefin babası Abdurrahman beyin kızkardeşi sarayda görevli bir subayla evlenir. Eniştesi olan subay Abdurrahman beyi sarayda kuşçular koğuşunda işe aldırır.  Sultan Abdülhamit kuşlara çok meraklıdır. Dünyanın her yerinden orjinal ve değişik kuş ve tavuk çeşitlerini topladığı çok büyük bir kümesi vardır Yıldız Sarayında. Bu kuşların bakımıyla görevli oluşturulmuş kuşçular koğuşunun başı olur zamanla Eşref'in babası Abdurrahman bey. Kuşçubaşı lakabı buradan gelmektedir. 

Eşref de bütün akranları gibi Harbiye’ye gider ve bütün arkadaşları gibi o da ittihatçı olur. O zaman Genelkurmay Başkanı olan Enver Paşa'ya büyük hayranlık duyar. Eşrefin babası Hicaza sürgüne gönderilince okulu yarım kalır. Ama ittihat terakkinin istihbarat ve vurucu gücü olan Teşkilat-ı Mahsusa'ya girer. Teşkilat - ı Mahsusa’nın ilk başkanı olan Süleyman Askeri Bey'in (O da Çerkestir) intihar etmesinden sonra Eşref teşkilatın başkanı olur. Devlet için onlarca kez ölümü göze alır. Onlar için artık milliyetin önemi kalmamıştır. Onlar artık birer Osmanlıdır.

Kuşçubaşı Eşref kendisini şöyle tarif etmektedir:  "Ben, ne Dağıstan rüyaları gören bir Çerkes, ne Arap, ne de Rum’dum. Ben Türkçe konuşan bir Osmanlıydım. (Bkz: Benjamin C. Fortuna, Kuşçubaşı Eşref) Burada Çerkesliğini reddetmekte ama Türküm de dememektedir. Bir imparatorlukta tam da istenen görevli memur tipini tarif etmektedir Eşref. Kimliğinden vazgeçmiş, devleti kutsamış, kişiliksiz kişilerdir devletin tam da istediği. 

Bir imparatorluk bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyetinde de tam bu tür kimliğinden vazgeçmiş, kişiliksiz kimseler muteberdiler.

İttihat Terakki’den miras kalan kimliğinden vazgeçerek Türkleşme, kabul etmeyenleri de zorla Türkleştirme ve yok etme politikalarının en acımasız uygulayıcılarından biri de eski bir ittihatçı olan Recep Peker'dir. Dağıstanlı Lezgi bir ailenin çocuğu olan Recep Peker, Atatürk ve İnönü’den sonra Türkiye Cumhuriyeti’ndeki 3. adamdır. Hayranı olduğu İtalyan Faşizminin uygulamalarını Türkiye'ye getirmek için çırpınan ve Türkiye halklarına kan kusturan bir kişidir Recep Peker; ve tabii ki bir Çerkesdir.

"Ne mutlu Türküm diyene" sloganı ile Türk olmak yüceltilirken, bilinçli bir biçimde diğer etnisiteler aşağılanmış, Türk olmaya, kimliğinden ve kişiliğinden vazgeçmeye özendirilmiştir. Kimliğinden vazgeçenler ödüllendirilip yükselirken, kimliğinde ısrar edenlere dünya dar edilmiştir. 

Yakın tarihimizden günümüze gelecek olursak…

Sanal alemde profilinde Çerkes bayrağı olan, Çerkesce konuşabilen, Çerkes müzikleri olan kişilerin bazen birdenbire Kürt düşmanı kesilebildiklerini görüyoruz. Bu durum devletin formatladığı biçimde düşünme kalıplarına sıkışmış ve kişiliksizleşmiş bir davranış biçimidir. Bu kişiler, bir tercih yapmak zorunda bırakılırlarsa Çerkeslikten vazgeçip, devletten ve Türklükten yana tavır alacaklardır. İşte bunlar, ittihatçı düşüncenin teslim aldığı kişilerdir. 

Oysa Çerkeslerin durması gereken yer, tekçiliğe karşı çoğulcu demokrasi cephesidir. Biz, bize zarar veren halklar dışında hiç kimseye düşman değiliz ve olamayız. Varlığımıza saygılı, tüm halkların da dostuyuz.


1142 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
BÜYÜKELÇİ ERKHOV'UN ÇERKES DÜNYASINA ETKİLERİ ÜZERİNE - 24/02/2020
Büyükelçi Erkhov küllenmeye yüz tutmuş közün üzerine benzin dökerek bir yangına sebebiyet vermiştir. Rusya’nın yalanlarına vicdan sahibi kamuoyu asla inanmıyordu.Ama Erkhov Rusya yancısı ve kafası karışık Çerkelerin işini biraz daha zorlaştırmıştır.
MUSTAFA KEMAL'İN ÇERKESLERE GÜVENMEDİĞİNE DAİR ÜÇ TELGRAF - 15/02/2020
Bu tarihi belgeleri, son dönemde Çerkes Ethem ile Atatürk’ün yan yana çekilmiş resimlerini çokça paylaşıp, Atatürk Çerkeslere çok güvenirdi diyenlerin, ne kadar öngörüden ve bilgiden uzak olduklarını anlatmak için paylaştım.
TÜRKİYE’NİN GEÇMİŞ 25 YILI VE GELECEĞİMİZ - 04/01/2020
Gelecek Partisi geçmişteki hatalarından ders çıkarmış, geleceğe bakan ve geleceği planlayan yeni bir Türkiye inşa etmelidir.
YEL KAYADAN TOZ ALIR - 22/12/2019
Çerkes Halkı dışında hiç kimseye karşı kendimi borçlu hissetmiyorum. Türkiye sağcılığı ve solculuğu içinde asimile olmuş, Çerkes kimliğinden önce sağcı ya da solcu kimliği ile bize sataşanların söylediklerinin nezdimizde hiç bir hükmü yoktur.
NEDEN "GELECEK PARTİSİ" KURUCU ÜYESİ OLDUM? - 15/12/2019
Bir heyet halinde Davutoğlu ile yapılan görüşmede eğer fırsat doğarsa Çerkes Televizyonu, Anadil Eğitimi ve Çerkes Kültür Merkezlerinin mutlaka yerine getirileceğinin sözünü aldık.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi