• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam238
Toplam Ziyaret742953
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.09558.1279
Euro9.76499.8041
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkesler İçin Siyaset ve Birlik Dersleri
05/04/2017
Sevgili Okuyucularım,
Geçen yazımızda "ÇDP'nin referandumla ilgili olarak yürüttüğü siyaset, Çerkeslere siyaset dersleri niteliğindedir. İstemekten utanan bir halka, demokratik hakların talebinin son derece doğal olduğunu gösteren bir tavır içermektedir. Kapalı kapılar ardında yürütülen hiçbir şey yoktur. Her şey toplumumuza deklere edildiği gibi gayet şeffaf olarak yürütülmektedir. 16 Nisan’da evet dersek, hayır diyenlerin; hayır dersek, evet diyenlerin gönül koyma hakkı yoktur. Bizim gönlümüz halkımızın % 100'nü kucaklamaktan yanadır. Bunu anlamamış olanların gönül gözü kapanmıştır ki, bizim onlarla artık işimiz yoktur" demiştik.
Bu tavır, Çerkesler açısından ilk defa ortaya konmuş orjinal bir tavırdır.
Bu tavır, Çerkeslerin ilk defa kendilerini öne alan bir tavırdır.
Bu tavır, istemekten utanıp, yok olmaktan utanmayanlara atılmış bir tokattır.
Bu tavır, ilk defa "Kendimiz" olma tavrıdır.
Ama başkalarının kayığına binip, başkalarının türküsünü söylemekte pek mahir olanlar hemen harekete geçtiler. Hayırcılar "siz evet demenin yolunu yapıyorsunuz" dediler. Evetçiler "siz hayır demenin yolunu yapıyorsunuz" dediler. Bizim bir yol yaptığımız doğrudur. Ama bu yol başkalarının yolu değildir. Biz kendi orjinal siyasetimizin yolunu inşa etmekle meşgulüz. Onun için "Her tuzum var diyene, hıyarını alıp koşanların" yaptığını yapmıyoruz ve yapmayacağız.
"Biz kendimiz olacağız!"
***
Öncelikle ÇDP'nin temel ilkesi tam demokrasi ve çoğulculuktur. Demokrasinin sınırlarını genişletecek çalışmaları hayata geçirmektir. Ancak demokrasi soyut bir kavram değildir. Çok renklidir ve  o toplumda yaşayan tüm kesimlerin rengini yansıtan bir gökkuşağı gibi olmak zorundadır. Çerkeslerin renginin yansımadığı bir demokrasi de demokrasi olamaz.
Oysa demokrasiyi hiç anlamamış olanlar "Demokrasi elden gidiyor, siz Çerkesliğin ve Çerkes haklarının peşindesiniz, şimdi sırası mı?" diyorlar. Şimdi tam da sırasıdır. Gerçek demokrasilerde bizim taleplerimiz zaten yerine getirilmesi gereken taleplerdir. Irkçılığın Türkiye devletini, etnik toplulukların taleplerine karşı kör ve sağır ettiği bir ortamda, seçim ve referandum zamanları, sesini duyurabilmenin bir yoludur ve demokratik bir haktır.
Çok bağıranın haklı çıkacağının sanıldığı, hiç kimsenin kimseyi duymak istemediği bu referandum ortamında ben sorularımı sormaya devam edeceğim. Sorularım evet diyeceğini ve hayır diyeceğini açıklamış olan iki ayrı dostuma olacaktır. Bu dostlarım evet için canla başla çalışan Mehdi Nüzhet Çetinbaş ve hayır için canla başla çalışan Ümit Örten'e olacaktır.
Bu arkadaşlarımı seçmiş olmamın nedeni, Çerkes meselesine karşı samimiyetlerine olan inancımdandır. Bir polemik başlatmak, ya da kararlarını asla sorgulamak niyetinde değilim. Her ikisinin kararına da saygı duyduğumu belirtmek istiyorum.
Öncelikle evet kampanyası yürüten Mehdi Nüzhet Çetinbaş arkadaşıma şunları sormak istiyorum.
16 nisanda “evet” çıkarsa, 17 nisanda Çerkesler için ne değişecek?
15 yıldır iktidarda olan AKP hükümetleri Çerkeslere özel olarak ne verdi?
Defalarca iletilen Çerkeslerin taleplerine bugüne kadar neden kulaklarını tıkadılar?
2009 yılında Avrupa Birliğinin baskıları sonucu başlatılan demokratik açılım sürecinde ortamın yumuşaması sonucu, Çerkes, Laz, Pomak, Roman, Kürt gibi isimler alınabildi. Ancak 2015 yılından bu yana hızla AB sürecinden uzaklaşan AKP iktidarı neden kazanılmış hakları bir bir budamaktadır?
16 Nisan’da evet çıkması durumunda, içerisine MHP kaçmış olan AKP iktidarının, Kürt siyasetçileri tutukladığı gibi, Çerkes Kanaat önderlerini de bölücü diye tutuklamayacağının garantisi var mıdır?
AB normlarını hiçe sayan, Batı dünyasından koparak Türkiye’yi bir Ortadoğu ülkesi yapmak isteyen AKP iktidarının maalesef Türkiye'ye verebileceği hiçbir şey kalmamıştır.
1930’lu yıllarda tarihe gömülmüş olan "Kuvvetler Birliği" prensibini Türkiye'ye dikte ederek, Türkiye'yi melez rejimler kategorisinden, otoriter rejimler kategorisine indirecek bu referanduma neden evet diyelim?
Ben bu sorularıma cevap bekliyorum.
***
Şimdi de “hayır” diyen değerli arkadaşım Ümit Örten’e soruyorum.
16 Nisan’da “Hayır” çıkarsa Çerkesler için ne değişecek?
15 yıldır iktidarda olan AKP hükümet olmaya, Cumhurbaşkanı makamında oturmaya devam edecek. MHP ile sarmaş dolaş olmuş AKP'nin iki yıl içerisinde Çerkesler için bir proje geliştirmesi mümkün müdür?
Referandumda hayır çıkması ile, AKP'nin 2019’da seçimleri kaybettiğini varsayalım. CHP ile Meral Akşener’in kuracağı bir partinin koalisyon yaptığını düşünelim. Meral Akşener’in 90’lı yıllarda Güneydoğuda işlediği günahlar unutulmadı. Üstelik o zamanki günahlarına bugün de sahip çıkıyor Meral Akşener. CHP'nin de ırkçılık konusunda MHP'den geri kalan yanı yoktur.
Olası bir CHP-Akşener koalisyonunda Çerkeslere herhangi bir hak verilebilir mi?
Mevcut haklarda kaybedilmez mi?
Sevgili Ümit, sen “gelin HDP'de siyaset yapalım” diyebilirsin. Ama HDP'nin, Türkiye Devletinin onu kriminalize etmesini aşacak politikalar geliştiremediği sürece, ne Kürtlere, ne de Çerkeslere bir faydasının dokunması mümkün olmayacaktır.
Sevgili Mehdi ve Sevgili Ümit.
Sizin üzerinizden tüm evet ve hayır diyen Çerkeslere çağrı yapıyorum.
Gelin bu güne kadar zaman kaybettiğiniz yabancı kapıları bırakın!
Gelin kendiniz olun!
Gelin Çerkeslerin tarihlerinde ortaya koydukları tek siyasi proje olan ÇDP saflarında birleşelim!
Gelin Türkiye'yi ve Çerkes Halkını dönüştürecek projeleri birlikte hayata geçirelim!


735 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ROMANLAR GÜNÜ KABUL EDİLİRKEN, ÇERKESLER DE ÖZÜR BEKLİYOR - 17/04/2021
Yapılan bu büyük haksızlıkla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti özür dilemelidir. Bu özür Türkiye’yi küçültmez, tam tersine büyütür. Toplumsal barışa katkı sağlar, ülkemizi zenginleştirir.
DEVLET, GÖNEN-MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ İÇİN ÖZÜR DİLEMELİDİR - 09/04/2021
Gönen-Manyas Çerkeslerine sürgün tebligatının yapıldığı 2 Mayıs 1923 tarihinin yıldönümüne yaklaşırken, Devletin kuruluşunda kanı, teri ve emeği olan Çerkeslere bir özür borcunun olduğuna inanıyoruz.
NEDİM ŞENERLERİ YARATAN KEMALİST TARİH ANLAYIŞIDIR - 18/03/2021
Malesef bugüne kadar Ethem Beyle ilgili olarak onlarca kitap yazılırken, Çerkeslerden bu konuyu yazabilmiş bir tek kişinin çıkmamış olması acı vericidir.
İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi