• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam117
Toplam Ziyaret848905
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar18.607818.6824
Euro19.654719.7334
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
2018, Çerkes Diaspora Örgütlenmesinin 110. Yılıdır
31/12/2018

2018 yılını herkes kendine göre değerlendirebilir. Türkiye açısından, çok zor, zikzaklı ve otoriter bir rejime doğru giden bir yılı geride bıraktık. Ekonomik yönden ise Türkiye en  büyük krizlerinden birini yaşıyor. Devlet aklı, ekonomik krize bir çözüm aramadığı ve üretmediğinden dolayı 2019'da da krizin artarak süreceğini tahmin etmek için ekonomist olmaya gerek yok.

2018 yılı Çerkes diasporası açısından, ilk örgütlenmesi olan Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti’nin kuruluşunun üzerinden 110 yılı geride bıraktığı yıldır. 1908 yılında Osmanlı Devletinde meşrutiyetin ilan edilmesiyle gelen örgütlenme özgürlüğünden yararlanan Çerkesler de, 4 Kasım 1908 tarihinde Çerkes İttihat ve Teavün cemiyetini kurdular. Bu yazımızda, 1908 öncesi ve sonrasına projeksiyon tutup, günümüzle karşılaştırmalar yapmaya çalışacağız. 

***

İlk Çerkes örgütlenmesi olan Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti’nin kuruluşu büyük sürgünden 44 yıl sonra gerçekleştirilebilmiştir. Osmanlı’nın o dönemdeki devlet aklı sayılan Mithat Paşa tarafından Yugoslavya’dan Irak'a kadar son derece geniş ve sorunlu bir coğrafyaya dağıtıldı Çerkesler. 1878 (93 harbi) Osmanlı-Rus savaşı sonrası Balkanlara yerleştirilmiş olan 500.000 Çerkes tekrar Anadoluya ve Ortadoğu’ya sürülmüştür. 

Bu 44 yıllık sürenin, 33 yılı Sultan Abdülhamit dönemi olarak geçmiştir. Bu dönemde değil bir dernek kurmak, 2 kişinin bir araya gelip siyasi ve toplumsal bir meseleyi konuşabilmesi bile mümkün değildi. Ancak bu dönemde Çerkesler askeriyede ve bürokraside önemli yerlere gelmeyi başardılar. Bu dönemde bir Çerkes tarihi yazma girişiminde bulunanlar şiddetle cezalandırılmış ve sürülmüştü. Yazılanların yakılması şartıyla bu girişimde bulunanlar affedilmişti. 

İttihat Terakki'nin başını çektiği toplumsal muhalefet 23 Temmuz 1908 tarihinde Abdülhamit'e 2. Meşrutiyet'i ilan ettirmişti. 1908 yılının Ağustos ayında İmam Şamil’in oğlu Gazi Mehmet Paşa'nın Koska'da bulunan konağında bir araya gelen kurucu üyeler Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti’nin temelini attılar.  Bu toplantıya dönemin en önemli asker, bürokrat ve aydınları katılmıştı. Ahmet Cavit Therket Paşa, Mareşal Merted Abdullah Paşa, Mareşal Berzek Zeki Paşa, Gazi Muhammed Fazıl Paşa, General Pooh Nazmi Paşa, General Şhaplı Osman Paşa, Loh Ahmet Hamdi Paşa, Met Çunotuko İzzet Paşa, İsmail Berkok, Ahmet Mithat Efendi ve Profesör Aziz Meker bu isimlerden bazılarıdır.

4 Kasım 1908 tarihinde resmi kuruluşunu tamamlayan cemiyetin başkanlığını Ahmet Cavit Therket paşa ölüm tarihi olan 1916 yılına kadar sürdürmüştür. Kurucu üyeler dışında Cemiyette aktif olarak görev almış üyelerden bazılarını da analım: Mareşal Fuat Thuğa(Deli) Paşa, Kurmay Yüzbaşı İsmail Berkok, Yüzbaşı Ahmet Kuşukiç, Yüzbaşı Ahmet Hilmi Makaş, Doktor M. Ali Pçihaluk, Hayriye Melek Hunç, Mehmet Fetgeri Şöenu, Hayrullah Süleyman Yediç, Ajugueykue Mehmet Tevfik, Mustafa Butbay, Seza Pooh, Lami Cankat, Blenau Harun Beteko, Ömer Hilmi Tsey, Ahmet Nuri Tsago, Şemseddin Teleseruk, Yusuf Suat Neguç, Hüseyin Şemi Tümer, Selahaddin Tamukh, Meşvez Ömer Hikmet, Hit Tevfik Talat, Binbaşı Kudey Berduko Salih, Doktor Mehmet Reşit Şahin Giray, Mizancı Murat, Hüseyin Tosun Şhaplı, Lütfullah Sav, İsmail Khasık, Doktor Sait Asyok, Rektade İsmail Zühtü, Vasfi Güsar, Tahir Hayrettin, Zekeriye Zihni ve Düzceli İbrahim Hızelttir. 

Kurucularının arasında çok önemli askerlerin ve bürokratların bulunması cemiyetin gücünü arttıran çok önemli bir etkendi. Devletten Çerkesler adına birçok ayrıcalık elde edebilecek güce sahip olan bu ekibin mutlaka çok önemli katkıları oldu. Kendilerini adeta bir devlet merkezi gibi konumlandırdıklarını düşünüyorum. Çerkeslerin ekonomik yönden ve eğitim yönünden kalkınması için projeler üreten, anavatanla köprüler kuran, anavatanın bağımsızlığını temin için Şimali Kafkas siyasi oluşumunu meydana getiren Çerkes İttihat ve Teavün cemiyeti kurdurduğu Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti eliyle Çerkes Numune mektebini açtırmıştı. 

1908'den 1923'e kadar geçen 15 yıllık bu süreç için, bazıları Çerkes Diasporasının altın çağı benzetmesini yaparlar. Ancak bu süreç Osmanlı'nın can çekişme dönemidir. Balkan savaşı yenilgisi 1. Dünya Savaşı yenilgisi ve kurtuluş savaşıyla birlikte 1923 yılında bu altın çağ sona ermiştir. Böylesi zor dönemlerde devletten çok fazla pozitif ayrımcılık elde edilebilmesi de mümkün değildi. Ancak o dönemde yaratılmış kurumlar dayanışma ve kimlik bilincine hiçbir zaman ulaşılamadı. 

***

1908 yılında yaratılan demokratik ortamda ortaya çıkan Çerkes örgütlenmesi 110 yıllık çok değerli bir tecrübedir. Bu değerli tecrübe günümüz kuşaklarınca bilinmemektedir. Geçmişte başarılmış olanların bugün ve yarın da tekrarlanabileceğinin en önemli örneğidir. 

Ancak İttihat Terakki Partisi’nin B takımı tarafından kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, kimlikleri öylesine aşındırmış ve yok etmiştir ki, toplumda bir yer edinmiş olan kişiler kendilerine zarar verebileceği gerekçesiyle Çerkes kimliklerini gizlemekte, Çerkes örgütlenmelerinden uzak durmaktadırlar. 

Osmanlı döneminde toplumun en önemli askerleri, bürokratları, aydınları Çerkes İttihat Teavun Cemiyeti’nin yönetiminde yer alıp aktif olarak çalışmalarına katılıyorlardı. Oysa günümüzde subayları devlet memurlarını profesörleri ve zengin iş adamlarını Çerkes örgütlülüğü içerisinde göremiyoruz. 

Çerkes örgütlülüğü 110 yıl öncesine göre nitelik olarak çok geridedir. Kemalist ideolojinin yarattığı korku iklimi kırılarak Çerkes kimlik bilincinin yükseltilmesi, Çerkes örgütlenmelerindeki niteliği yükseltecektir. Çerkeslerin siyasi bir akıl ve örgütlenme üreterek toplum içerisinde öne çıkarabildikleri kişilerden destek alabilmeleri söz konusudur. Biyolojik Çerkeslerin, kendi imkanlarıyla bir yerlere gelenlerden bir medet ummaları saflıktır. 

Kendi davasının fedakar kadrolarını yetiştiremeyen toplumların gelecek hayali kurabilmesi çok zordur. 

Gelecek hayali kurabileceğimiz günlerin gelmesi dileğiyle, yeni yılınızı kutluyorum.



1391 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

AYNI GÜN İKİ MANYAS’LI ÇERKES VEFAT ETTİ - 22/11/2022
Çerkes Halkı kendisine zerre kadar yararı olmamış Çerkes Ünlüler yerine, milletine hizmet etmiş gerçek emekçi kahramanlarıyla övünmeyi de bir gün öğrenecektir elbet.
DÇB VE RUSYA’NIN PAYANDALARI ÖZÜR DİLEYECEK Mİ? - 22/06/2022
Gelin en kısa zamanda Çerkes Halkından özür dileyin. Bu güne kadar yapmış olduğunuz iyi şeyleri de heba etmiş olmayın.
21 MAYIS’TAN KALAN DEĞERLİ MİRAS… - 25/05/2022
Çerkes Soykırımı ve sürgününün 158. yılı Çerkeslerin hem ideolojik, hem de fiili birlikteliği konusunda önemli adımların atıldığı tarihi bir yıl olarak anılmayı hak edecektir.
ETHEM MESELESİNDE M. KEMAL Mİ YOKSA İNÖNÜ MÜ SUÇLUDUR? - 07/05/2022
İşte bu haksızlığı gidermek istiyorsak, iftira, yalan ve başkalarının emeğinin üzerine çökme anlayışına göre inşa edilmiş Kemalist Tarih anlayışını ideolojik olarak mahkum edebilmenin koşullarını oluşturmalıyız.
BİZ, SİZİ ÇOK İYİ TANIYORUZ - 22/04/2022
Onlar Çerkeslerin hak arama mitinglerine de karşı çıkmışlardı, Onlar Çerkesce Televizyon istenmesine de karşı çıkmışlardı, Onlar 21 Mayıslarda muhatabın karşısına çıkanlara da karşı çıkmışlardı,
ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ VAKFI - 21/02/2022
Çerkes Soykırım Enstitüsü’nü inşa edip, Çerkes Soykırımı, sürgünü tarihi konularını araştıracak doktora, yüksek lisans ve doçentlik bursları vererek bilim dünyasının meselemize ilgisini sağlamak ve kendi bilim insanlarımızı yetiştirmektir.
HALKIMIZIN OZANIYIZ AYNI ZAMANDA - 13/02/2022
Maksıme Kültür Merkezi‘nin ve Maksıme satışlarının gelirleri, oluşturmayı planladığımız “Çerkes Soykırımı ve Sürgününü Araştırma Enstitüsü Vakfı”na bağışlanacaktır.
“ÖKÜZ SARAYA ÇIKARSA…” ATASÖZÜ ÇERKESLERE AİTTİR - 27/01/2022
Ayrıca Türkiye’nin de, Çerkeslerin de geleceği demokrasidedir. Giderek otoriterleşen bu rejim eleştirilerek geriletilebilir.
DİASPORA ÇERKES MÜZİĞİNDE YENİ ARAYIŞLAR - 16/01/2022
Şarkılar da bir insanlık mirasıdır. Her şarkı insanlığa bir armağandır. Bir dilde söylenmiş bir şarkı bir çok dile çevirilerek seslendirilmektedir. Bu sayede halklar arasında gönül köprüleri kurulmakta, şarkılar evrensel boyutlara ulaşmaktadırlar.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi