• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam93
Toplam Ziyaret560003
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Demokrasiyle Kazandıklarımızı, Kurda Kuşa Yem Yapmayalım
15/06/2018

Sevgili Okuyucularım,

Okuyacağınız yazı, yaklaşmakta olan 24 Haziran seçimlerine dairdir. Ama ben yazılarımda tarihte gezinmeyi çok severim. Bu yazının birinci bölümünde toplumumuzun demokratikleşme dönemlerinde kazandıklarıyla, otoriterleşme dönemlerinde kaybettiklerine dair meselelere kısa bir projeksiyon tutacağız.

Çerkesler Osmanlı topraklarına sürüldüklerinde tahtta Sultan Abdülaziz oturuyordu. Bir saray darbesi ile devrilen Sultan Abdülaziz'in yerine Sultan Abdülhamit geçti. 33 yıl gibi uzun süre tahtta kalan Abdülhamit'in yönetim biçimi başlı başına bir inceleme konusudur. Bazılarına tarafından ulu hakan olarak göklere çıkarılan Abdülhamit dönemi, tam bir istibdat, yani tek adam dönemiydi. Değil örgütlenip bir dernek, ya da parti kurmak, bir araya gelen iki kişi hakkında bile kovuşturmalar açılıyordu. Oluşturduğu hafiye teşkilatıyla herkesi izleten Abdülhamit, en küçük bir muhalif tavrı şiddetle cezalandırıyordu. İşte bu koşullar altında oluşturulmuş gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin oluşturduğu muhalefet bloğunun baskıları sonucu 1908 yılında 2. Meşrutiyet ilan edilmek zorunda kalınıyordu. Çerkes Teavün Cemiyeti, Şimali Kafkas Cemiyeti, Çerkes Kadınları teavün Cemiyeti, Çerkes Numune Mektebi, Ğuaze, Diyene gibi yayınlar meşrutiyetin sağladığı örgütlenme özgürlüğünden yararlanılarak oluşturulabilmişti. Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti, Kürdistan Teali Cemiyeti gibi örgütlenmelerin yanında, Osmanlı'da yaşayan tüm etnisitelerin de örgütlenmeleri bu özgürlük ortamında ortaya çıkmıştı. Çeşitli dönemlerden geçerek Türk ırkçılığına evrilen İttihat-Terakki 1909 yılında iktidar olurken yasakçılığa da başlamıştı. 1914 yılında Osmanlı'yı 1. Dünya Harbine sokarak sonunu getirecek adımı atmıştı. "Anadolu'nun Hıristiyanlardan arındırılması, Türk olmayan Müslüman unsurların Türkleştirilmesi" tezini ideolojik olarak benimsemiş, Ermeni Soykırımını gerçekleştirmişti.

Osmanlı'nın meşrutiyet döneminde elde edilmiş hakları, yani 1908'den 1923'e kadar geçen 15 yıllık sürede elde  edilen bütün hakları Cumhuriyetin baskıcı dönemiyle kaybediliyordu. İttihat-Terakkinin B takımı tarafından kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, ittihatçılığı Kemalizm adı altında devam ettiriyor ve farklı etnisitelere kan kusturma konusunda ittihatçılara rahmet okutuyordu.

2. Meşrutiyet döneminde elde edilmiş haklar, Kemalistler tarafından yok ediliyor, tüm Çerkes kurumları kapatılıp yöneticileri kovuşturmalara uğruyor, Gönen-Manyas Çerkesleri ise sürgüne tabi tutuluyordu.

1923-1950 yılları arasında süren 27 yıllık CHP tek parti döneminde, toplumun muhalif ve farklı kesimlerine karşı bir yok etme politikası ve eritme kazanı kuruluyordu. Diller yasaklanıyor, milli kıyafetler yasaklanıyor, dindarlara, solculara acımasızca baskılar uygulanıyordu. Dersim katliamı ile birlikte Kürtlere yönelik onlarca katliam gerçekleştiriliyordu.

Toplumsal hafıza ise asla unutmuyor. Türkiye'de çok partili hayata geçişle birlikte, toplum bir daha CHP'nin seçim yoluyla iktidara gelmesine asla müsaade etmiyordu. Türkiye'nin gerçek tarihini hiç bir zaman okumamış olan tatlı su şoven solcuları ile Kemalistler bu durumu anlayamıyorlar ve anlayabileceklerini de sanmıyorum.

1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti Türkiye için bir umut olmuştu. Başlangıç döneminde solcuların, Müslümanları, Çerkeslerin, Kürtlerin desteğini almıştı. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ile birlikte, ilk Kafkas Kültür Dernekleri de 1951 ve 1952 yıllarında kurulmuştu. Yine o dönemde Kafkas, Yeni Kafkas gibi dergiler yayınlanabilmişti. Ancak Demokrat Parti'de hızla içinden çıktığı CHP'ye dönüşmeye başladı. Toplum büyük bir bölünmüşlük ve kutuplaşma yaşadı. 27 Mayıs 1960 tarihinde seçimle iktidar olmuş Demokrat Parti, askeri darbe ile devrilip üç yöneticisi idam edildi. Demokrasi tarihimiz açısından kara bir leke olan 1960 darbesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu güne kadar gördüğü en demokratik anayasayı oluşturdu.

1961 Anayasası’nın getirdiği demokratik haklar Türkiye'de ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önünü açtı. Bugün faaliyetini sürdüren onlarca Kafkas-Çerkes Derneği 1960-1980 döneminde açılmışlardı. "Kafkasya Kültürel Dergi", "Kamçı", Yamçı", "Nartların Sesi", "Nubceğu", "Kuzey Kafkasya" gibi birçok dergi bu dönemde yayınlandı. Toplumsal bilinçlenme ve kimlik bilinci bu dönemde üst noktalara ulaştı.

12 Eylül 1980 askeri darbesiyle kesintiye uğrayan Türkiye demokrasisi, hak ve özgürlükler yönünden büyük kayıplar yaşadı. Derneklerimiz yıllarca kapalı kaldı. Yaygın işkence uygulamaları, her türlü baskı ve sansür toplumda büyük bir korku iklimi yarattı. Türkiye ile birlikte Çerkeslerin de 20 yılını heba etti 1980 askeri darbesi. 1980'li ve 1990'lı yıllar Türkiye tarihine binlerce faili meçhul cinayetlerin işlendiği karanlık yıllar olarak geçti.

2000'li yıllara gelinirken Türkiye'nin yönünü Avrupa Birliği'ne çevirmesi ile birlikte Türkiye Demokrasisi nefes alır gibi oldu. Farklı etnisitelerin varlığı kabul edildi. Avrupa Birliğine verilen sözler doğrultusunda farklı etnisitelere bazı haklar tanındı; 24 saat Kürtçe yayın yapan devlet kanalı, anadillerin seçmeli ders olması gibi... Bu arada Kafkas Dernekleri de isimlerini değiştirerek Çerkes Dernekleri olmaya başladılar. Düzce Üniversitesinde açılan Çerkes Dili ve edebiyatı bölümü bu dönemin kazançları arasındadır.

İttihatçıların zorla Türkleştirme politikasının yarattığı devlet terörüne karşı ortaya çıkmış olan PKK'nın varlığıyla silahla mücadele yerine, müzakere yoluyla çözüm aranması, üç yıl boyunca tek bir Türk ve Kürt gencinin ölmemesini sağladı. Bu müzakere sürecini yürüten AKP iktidarı, batıdaki milliyetçi oyları kaybediyorum diyerek süreci durdurdu. Kürtler de kendi partileri etrafında kenetlenerek % 10 barajını aşıp Meclis’e güçlü bir şekilde girmeyi başardı. Dolmabahçe'de kurulan mutabakat masasını deviren Tayyip Erdoğan, Kürt meselesinde tekrar 90'lı yılların çatışmacı dönemine dönmeyi tercih etti.

***

Sevgili Okuyucularım,

Şimdi  Haziranda bir seçime gidiyoruz. Türkiye'nin sürüklendiği bu süreç normal değil. Yüz yıldan daha uzun bir süredir biriktirdiğimiz demokratik kazanımlarımızı  ya muhafaza edeceğiz, ya da otoriter bir rejime onay vererek tüm birikimlerimizi kaybedeceğiz.

Birçoğunuz hatırlamayabilir. Bizim çocukluğumuzda köy ve mahallelerimize ayı oynatıcıları gelirdi. Koskocaman bir ayının burnuna takılmış küçücük bir demir halkayla, küçük bir çocuk ayıya istediği hareketleri yaptırır, onu oynatır ve bahşiş toplardı. Küçücük ırkçı MHP'de, Koskoca kitle partisi AKP'nin burnuna halkayı geçirmiş onu istediği gibi oynatıyor.

15 Temmuz FETÖ darbesinin ardından, başkanlık rüyası gören Tayyip Erdoğan'a havuç gösteren MHP, böylece AKP'nin burnuna halkayı taktı. 15 Nisan 2017 tarihinde dünyanın en ilkel anayasasının kıl payı ile geçmesini sağladı. Bu anayasada iki yıl geçiş süresi konmuş olmasına rağmen bu bile beklenememiştir. 16 yılı heder etmiş olan AKP, bozulan ekonomik dengelerin su yüzüne çıkmaya başlaması üzerine bir baskın seçim kararı almak zorunda kalmıştır.

Bu seçimde Cumhur ittifakı kazanırsa, demokrasi ile elde ettiğimiz tüm haklarımızı kaybetme riski ile karşı karşıyayız. İçine MHP kaçmış bir AKP iktidarının Çerkes kurumlarıyla birlikte bizleri de bölücü görerek operasyon yapması işten bile değildir.

Onun için Sevgili Halkım, oyunu demokrasiden ve kazanımlarımızdan yana kullan!

Ki, demokrasi ile kazandıklarımızı, kurda kuşa yem yapmayalım!

Herkese iyi bayramlar.


Paylaş | | Yorum Yaz
557 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi