• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam37
Toplam Ziyaret780878
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Kullanışlı Ahmaklıktan, Kullanışlı Alçaklığa Doğru
20/03/2015

Çerkeslerin başkaları için yaptıkları işlerde olağanüstü başarılar gösterirken, kendileri için ortaya bir varlık koyamamaları beni hep hüzünlendirir ve düşünmeye sevk eder.

Sürekli bu meseleyi düşünüp kafa yorarım.

Bu konuda hep tarih ve tarihi metinler yol göstericim olur.

Hepinizin bildiği gibi Çerkes asker kişi demektir Acemcede. Çünkü Çerkesler İran- Pers ordularının en seçkin birliklerini oluşturuyordu. Çeri=asker, kes=kişi demektir. Çerkeslerin geleneksel milli kıyafetleri her an savaşa hazır bir askere göre şekillendirilmiştir.

1071 yılında Anadolu’ya giren Alpaslan ordularının öncü birlikleri Çerkeslerden oluşuyordu.

Bizans’ın da en önemli asker kaynaklarından biri Çerkeslerdi.

Mısır’a köle olarak satılan ve asker olarak giden Çerkesler, Memluk Devleti’nde iktidarı ele geçirdiler. Onların Halifeliği ele geçirerek, islam’a hizmet, Araplaşma ve Memlukleşme çabaları kar etmemiş, onlar tarihe Çerkes Memlukleri olarak
geçmişlerdir.

Rusya’nın, Osmanlı’nın, Tatarların ordularında en ön saflarda asker olmak onlara yetmiştir. Suyun, içine girdiği kabın şeklini aldığı gibi, içine girdikleri toplumlara benzemeye pek teşne oldu Çerkesler. Ancak fiziki yapıları ve beyaz tenleri ile fark edilip illa Çerkes olarak anıldılar içine girdikleri toplumlarca. Tıpkı Turancı-Türkçü Pşov Ethem'in, hain Çerkes Ethem olarak anıldığı gibi.

Orduları siyasi irade ortaya koyan yapılar yaratır. Savaşsa siyasetin silahla yürütülmesidir. Orduyu yaratan bir siyasi irade ortaya koymak yerine, başkalarının ortaya koyduğu iradelerin çıkardığı orduların bir parçası olmakla yetinip, tâbi olmayı tercih etmiş çağlar boyunca Çerkesler.

Tâbi olmayı kabul etmiş toplumlarsa bol miktarda kullanışlı ahmaklar üretir.

Soykırıma uğrayıp, anavatanlarından Osmanlı’ya sürülen Çerkesler, Yugoslavya’dan Irak'a kadar geniş bir coğrafyaya dağıtıldılar. Küçük birimler halinde ve birbirinden uzak. Asimile olup yok olmaları için öyle bir siyaset izlemişti Osmanlı. Osmanlı’da en iyi bildikleri meslek olan askerlikte hızla yükseldiler. Çerkes Teavün Cemiyeti’nin Yönetimi Osmanlı Genelkurmayı gibidir. Ortalık paşadan geçilmemektedir adeta. Çerkes Teavün Cemiyeti’nden bize kalan, kadınlarımızın oluşturduğu Beşiktaş’taki "Çerkes  Numune Mektebi"nin tarihe not olarak düşülebilmesi olmuştur sadece. Oysa o tarihlerde Ermenilerin iki bin tane koleji mevcuttur Osmanlı coğrafyasında.

Osmanlı’da ortaya çıkan Turancı İttihat Terakki Partisi’ne ve vurucu istihbari gücü olan Teşkilat-ı Mahsusa’ya doluşmaya hiç çekinmediler.

İstihbarat örgütleri adam kullanmayı en iyi bilen yapılardır. Çerkesler de kullanılmaya çok müsait bir toplum oldukları için, hemen Teşkilat-ı Mahsusa’nın çekirdek kadrosunu oluşturdular. İttihat Terakkinin bütün pis işlerinin maşası oldular. Bugün Ermeni Soykırımı’nda Çerkeslerin rolü tartışılıyor. İşte bu tartışmanın yapılmasına sebep olanlar, Teşkilat-ı  Mahsusa’nın içinde yer almış olan kullanışlı alçaklardır.

***

Günümüze gelecek olursak...

Sovyetler Birliği’nin dağılması ile ortaya çıkan süreci izlemek çok önemlidir. 2000 yılında Putin'in dizginleri ele geçirmesiyle birlikte, federal bir yapıdan, üniter bir yapıya dönüştürülmeye başlamıştır Rusya. Sosyalist dönemde Rusya Halklarına verilmiş haklar bir bir budanıyor, Rusya’dan sürülmüş halkların diasporaları dikkatle izlenip kontrol ediliyordu. Pek tabii ki Çerkesler de bu sürecin dışında kalamazlardı.  

Kalmadılar da…

2000 yılında Nalçik'te yapılan DÇB (Dünya Çerkes Birliği) genel kurulunda, DÇB'nin kurucusu yurtseverler, FSB'nin düzenlediği bir operasyonla kurum dışına atıldılar. Rusya’nın adamları olan kullanışlı ahmaklar işbaşına getirildi.

Tabi bu operasyon, Çerkes diasporalarından gelen delegelerin gözü önünde cerayan etti. Üzerinden onbeş yıl geçmiş olmasına rağmen, bu meselenin şahitleri dut yemiş bülbül gibi susmaya devam ediyorlar.

O kadar zavallı argümanları var ki.

"Ya bizi anavatana sokmazlarsa?”, “Biz oraya öğrenci gönderip, diplomatik ilişki yürütüyoruz. Hem Rusya öğrencilerimize burs veriyor" diyorlar. Öğrenci başına verilen burs da elli dolar. Senede giden öğrenci sayısı yirmi civarında. Yani koskoca Rusya’nın verdiği burs ayda bin dolar. Senin vatanına çöküp, soyunu kırmış olan bir yapının verdiği sadakaya şükretmek… Rusya’ya biat etmiş “en iri kurumumuzun” yönetimlerinin zavallı hali bu işte.

Kullanışlı ahmaklıktan, kullanışlı alçaklığa geçiş sürecinin teşhis edilebilmesi, toplumda hareketlenmenin ve taleplerin ortaya çıkması ile görülebilir hale gelir.

Altmış yılı geride bırakmış olan Çerkes örgütlülüğü kültürel bir yapılanmadır. Şehirlerde ve kasabalarda yaşayan Çerkeslerin sosyal dayanışma ve bir araya gelmelerini temin eder derneklerimiz. Bu tür yapılardan siyasi bir çıkış da beklememek gerekir. Zaten siyasi bir talep dile getirmeye kalkanlar da, ustaca bertaraf edilip, yok edilmişlerdir bu "en iri kurumumuz"un yönetimlerince.

Aslında Rusya açısından her şey çok yolunda gidiyordu. Çerkes Diyasporası derin bir uykudaydı ve hiçbir şeyin farkında bile değildi. Hapsedildikleri derneklerinde oynaya oynaya yok oluyorlar ve hallerine şükrediyorlardı. Rusya için "bundan iyisi, Şam’da kayısı” idi kısaca.  

Ama işte ne olduysa 2011 yılında, kendini toplumsal-politik bir hareket olarak konumlandıran ÇHİ'nin ortaya çıkması ile oldu. Yıllar yılı derneklerinde mutlu mesut yaşamış Çerkesler "Anadil eğitimi, 7/24 Çerkesce yayın yapan televizyon, soykırım, asimilasyon, eşit yurttaşlık" gibi şeylerden söz ediyorlardı. “Maazallah Çerkes diasporası uyanıp anavatandaki haklarını da talep ederse” diye panikleyen Rusya ve işbirlikçileri, yaylım ateşine başladılar. Karalamanın, aşağılamanın bini bir paraydı. Bugüne kadar kimleri halletmemişlerdi ki; bunları da hallediverirlerdi elbette.

Ama bu sefer oyun tutmadı.

ÇHİ ve yarattığı kurumlar beş yıldan bu yana büyük bir başarı ile yollarına devam ediyor.

Ama onlar tarihe, ‘Çerkeslerin taleplerinin dile getirilmesine karşı çıkan Çerkes Kurumları’ olarak geçtiler.

Onlar Çerkes Çalıştayı’na CHP delegasyonunun gelmesini engellemekle övünecek kadar alçaldılar.

Onlar mitinglere az adam katıldı diye ellerini ovuşturabildiler.

Onlar tarihe "kullanışlı alçaklar" olarak geçtiler.

***

Siyasi bir mesele olan, Çerkes meselesinin siyasallaştırılarak Türkiye ve dünya gündemine taşınabilmesinin yolu ise, siyasi bir araca sahip olmaktan geçiyor.

Bu araç siyasi partidir.

Çerkesler de tarihlerinde bir ilki gerçekleştirerek kendi siyasi partileri olan "Çoğulcu Demokrasi Partisi"ni kurdular.

Tabii süreç kimseden gizli saklı yürütülmedi. Partiyi kuranlar da kimsenin tanımadığı bilmediği şahıslar değildi. Parti de kurucuları da, dün de bugün de isteyen herkesin ulaşabileceği mesafede oldular hep. Partileşme sürecinde tüm kamuoyuna çağrı yapılmış, birçok ilde onlarca toplantı yapılmış ve katkı sunabileceğine inanılan tüm kesimlerle temas kurulmuştur.

Partiyi ve kuruluş sürecini görmeyip, her türlü engelleme ve tezviratı yapanlar, şimdi ‘neden bize sorulmadı’ diyorlar. Sanki kendileri izin merciiymiş gibi.

Altmış yıldır hiç Çerkes kimliği ile milletvekili olunabileceğini düşünmemiş olanlar, birden Çerkes aday destekleme sevdasına tutuldular. Ancak Çerkes kimliği ile seçimlere katılan "Çoğulcu Demokrasi Partisi" adayları dışındaki herkesi kucaklamaya kalkan bu sinsi yapı ne yaptığını çok iyi biliyor.

Bu seçimlerde "Çoğulcu Demokrasi Partisi" adaylarının alacakları oylar, Çerkes oyları olarak sayılacaktır. Ne pahasına olursa olsun ÇDP'nin alacağı oyu azaltarak ağababaları olan Rusya’ya ‘bak engelledik’ demek istiyorlar. Ama avuçlarını yalayacaklar her zamanki gibi. Bugüne kadar ÇHİ çizgisinin ortaya koyduğu hangi eylemin ve işin önüne geçebildiler ki bu sefer başarılı olsunlar?

Altmış kurumlu, altmış yıllık yapıya güvenip, hiç kimse “ben şu ‘en iri kurumun’ adayıyım” diye ortaya çıkamamıştır.

Şimdi bu “en iri kurum”un çevresinde kümelenmiş CHP'li, AKP'li, MHP'li, Dönüşçü, Ulusalcı, Kopuntu Yutseveri, Kurtseveri, Kürtseveri, bağımlısı, bağımsızı, Çerkes halkının yegane partisi "Çoğulcu Demokrasi Partisi"nin 7 Haziran’da önünü kesmek için canla başla çırpınıyorlar.

Tarihe bir kez daha "Kullanışlı alçaklar" olarak geçmeye hazırlanıyorlar.



3507 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi