• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam25
Toplam Ziyaret724674
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.43157.4613
Euro9.01689.0530
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
SOYKIRIMCIDAN KORKANLAR, İNKARA YÖNELİRLER!
27/05/2019

Korku insani bir duygudur.

Korkunun psikolojik ve travmatik bir çok sebebi vardır. Bu sebepler teşhis edilip tedavi edilmediği takdirde, insana fiziki anlamda da büyük zarar verir. Kişilik bozukluğu, sesini yükseltememe, hakkını arayama ma, haksızlığa uğradığında kavgaya girememe gibi tavırlar insanı esir alır.

Korkunun bir toplumun tüm bireylerini esir alması ise toplumsal korkuyu oluşturur. Toplumsal korkuya kapılmış bir halk da kişisel korkuları olan insanlar gibi tepki veremez, kendisine yapılan haksızlıklara boyun eğer ve kendisine yapılmış kötülükleri haklı görmeye başlar.

Toplumsal korkuyu iliklerine kadar yaşayan halklardan biri de Çerkeslerdir. Türkler için, Araplar için, Müslümanlar için, Ruslar için her türlü fedakarlığı ve kahramanlığı yapan Çerkesler sıra kendilerine gelince korkaklaşır, kılını kıpırdatmaz ve toplumsal bir hareketlilik gösteremez. Çünkü Çerkes Halkını da toplumsal korku esir almıştır.

İşte böylesi bir korku atmosferi içerisinde olan Çerkeslerin en önemli aylarından biri olan mayıs ayına bir projeksiyon tutacağız.

***

Birinci dünya savaşından sonra, Osmanlının ve Çarlık Rusya'sının yıkılmasıyla oluşan Türkiye, Sovyetler Birliği ve Baascı Arap rejimleri birer diktatörlüktüler. Diktatörlükler baskı, zulüm ve soykırımlarla ayakta kalabilirler. Yaşanan bu korku düzenleri halklar üzerinde büyük travmalar yaratmıştır. Çerkes halkı da soykırumcı Rusya ve kültürel soykırımcı Türkiye'ye göre şekil alıyor. Her iki diktatörlükten korkuyor. Tavır, eylem ve söylemlerini Türkiye'nin ve Rusya'nın hassasiyetlerine göre belirliyor.

Mayıs ayının en önemli olaylarından biri de, Gönen-Manyas Çerkes sürgünüdür. 2 Mayıs 1923 tarihinde Gönen-Manyas bölgesinde bulunan Çerkes köylerinin cami kapılarına asılan İçişleri Bakanlığı tamiminde "Osmanlı Anadolu İhtilal Komitesi" mensuplarını barındıran köylerin Anadolu içlerine sürüleceği belirtiliyordu. Bu tamimden sonra 14 Çerkes köyü sürülmüş, 30 Çerkes köyüne de sürgün tebligatı yapılmıştı. Sürgüne tabi tutulanlar yaşadıkları korku ve travma yüzünden adeta dillerini yutmuşlardı. Yaşanan bu acıların üzerine adeta beton dökülmüş ve bu güne kadar hiç dillendirilmemişti. Hiçbir Çerkes kurumu ve Çerkes yazar çizer takımı da neredeyse bu konuya değinmemişti. Bu yıl Süha Baytekin, Yenemiko Dorcan ve benim de katkılarımla sosyal medya üzerinden toplumsal bir duyarlılık oluşturuldu. Bu yıl ilk defa Maltepe Çerkes Derneğinde, Adapazarı'nda ve Samsun'da konferans anma toplantısı düzenlendi. Gönen-Manyas Çerkes sürgünü konusunda toplumumuzun korkularını yenerek kendisiyle yüzleşmeye başladığı bir yıl olarak tarihe geçmiş oldu 2019 mayıs ayı. Gelecek yıllarda başta Gönen ve Manyas'ta olmak üzere tüm Türkiye Çerkes diasporasında bu konuda anma ve etkinliklerin yapılmasını diliyoruz.

Mayıs ayı, Çerkes tarihi içerisinde çok önemli kilometre taşlarından birini oluşturan 11 Mayıs 1918 Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni de içinde barındırır. Aslında çok önemli bir tarihsel gerçeklik olan 11 Mayıs Çerkeslere ve Tüm Kuzey Kafkasyalılara unutturulmuştur. Dönüşçü arkadaşlarımızın Rusya'nın istemediği şeyleri hatırlamama ve hatırlatmama gibi bir misyonları var. Solcu arkadaşlarımızın da Sovyetler Birliğine karşı bir hareket olarak algılayarak, karşı devrimcilikle suçlayarak görmezden gelmektedirler. Bu tavır içerisinde olan tüm kişi ve kurumlar halklarına karşı ihanet içerisindedirler. Malesef halkımızı ve STK'larımızı esir almış olan özgürlük düşmanı zihniyet 11 Mayıs anmasının hiçbir kurumda yapılmamasını sağlamıştır. Feriköy Mezarlığında yatan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Pşimaho Kotse'nin ziyareti ile yad edilen 11 Mayıs Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümü çok daha görkemli anmaları hak ediyor.

21 Mayıs ise Anavatanda, Türkiye'de ve tüm dünyada dalga dalga yayılarak hem kimlik bilinci oluşturuyor, hem de Çerkes Halkının unuttuğu mücadele geleneğini inşa ediyor. Soykırım anmalarının merkezi anavatan'da Nalçık, diasporada ise İstanbul'du. Anavatan'da yapılan etkinlikleri sosyal medya üzerinden izledik. Bu eylemlilik Çerkes Özgürlük mücadelesinin kıvılcımlarını çakıyor.

Diasporadaki Çerkes soykırımı ve sürgünü protesto ve anmaları, Soykırımcı Rusya'ya sorumluluklarını hatırlatma ve yüzleşmeye çağrı için muhatabın karşısına çıkarken, bir kısım anmalarda soykırımcıdan kaçarak, kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde yapılarak yasak savılmıştır.

Soykırım ve sürgünün 155. yılında, Çerkes Soykırımının artık bir simgesi oldu. Ermeni soykırımının simgesi hüzün çiçeği gibi, Çerkes Soykırımının simgeside Jugede-Karahindiba çiçeği oldu. Bütün yapılan kötülükleri gören jugede, Çerkes soykırımının şahidi olarak, uçuşarak başımıza geleni bütün dünyaya anlatacak.

Muhatabın karşısına, gerçeği eğip bükmeden, soykırımcıya soykırımcı, katile katil diyerek çıkan anlayış Rusya'yı fazlasıyla rahatsız ediyor. O yüzden bazı kullanışlı kişileri, Taksim eylemini itibarsızlaştırmak için bağımsız Çerkes siyasetini ve duruşunu oluşturanların üzerine salıyor. Ama onların nafile saldırılarının hiç bir kıymeti yoktur. Soykırımcı Rusya'nın karşısına yakılmış olan özgürlük ateşi her geçen büyüyerek hedefine ulaşacaktır.

***

Bu yıl İstanbul'da gerçekleştilen Çerkes soykırımı protesto eylemine devlet tarafından kısıtlama getirilmiş olması,Türkiye'ye olan gücenikliğimizi arttırmıştır. Her yıl Galatasaray Lisesi önünde toplanarak Rusya konsolosluğuna yürünmesine bu yıl İçişleri bakanlığınca izin verilmemiştir. Eylem İstiklal Caddesinin arka caddesi olan Meşrutiyet Caddesinden Rusya Konsolosluğu’na doğru yürüyüş şeklinde gerçekleşmiştir. Bu anti-demokratik kısıtlamadan dolayı Türkiye hükümetini kınıyor ve protesto ediyorum. Soykırımcı Rusya’nın, kardeşi Türkiye’den ufak bir ricada bulunduğu için bu kısıtlamanın geldiğini tahmin ediyoruz. Bunu da buraya bir not olarak düşüyoruz.

Meşrutiyet Caddesine kurulmuş olan stand da soykırım çiçeği görselleri ile birlikte soykırım gerçeği dört dilde (Türkçe, Rusça, Arapça ve İngilizce) tüm İstanbul halkına anlatıldı. Çerkesce ve Türkçe yürütülen programın konuşmaları, Çerkesce ağırlıklı sloganları ile tam bir milli Çerkes duruşu sergilenmesine vesile oldu. 21 Mayıs İstanbul protesto eylemi, katılanların daha çok bilendiği ve mücadele azminin yükseldiği bir gün olarak tarihteki yerini aldı.

Çerkes Soykırımı’nın görünür kılınması ve tüm dünyaya duyurulması için, Rusya temsilciliklerini ve kent merkezlerini hedefleyen bir anlayışın adım adım yerleşmekte olduğunu artık açık seçik görüyoruz.

***

Polemik başlatmak için değil,ama Çerkes halkının enerjisini kuş uçmaz kervan geçmez yerlere taşıyarak Çerkes soykırımını, Soykırımcı Rusya'nın istediği gibi, görünmez kılmak ve unutturmak için uzak sahillere taşıyanların nafile çabalarına acıdığımı belirtmek istiyorum. Samimiyetle oraya giden insanlara saygı duyuyorum. Ama Çerkes soykırımını görünmez kılmak için çabalayan zihniyete saygı duymuyorum.

Rusya temsilciliklerinin karşısına çıkmaktan korkuyorsanız, lütfen kent merkezlerinde, insanların ve medyanın görebileceği yerlerde etkinlikler yaparak meselemizin görünür kılınmasını sağlayarak halkımıza hizmet edin.

Soykırım demekten korkmayın. Biliyoruz, bu tanımlamaya Rusya da, Türkiye de soğuk bakıyor. Ama mücadelemiz onların hassasiyetleri üzerine değil, bizim davamızın haklılığı üzerine inşa edilecektir.

Soykırımcıdan korkarsanız, bir müddet sonra onun söylediklerini söylemeye başlar ve soykırım inkârcısı olursunuz.

Ama karanlıklara kibrit çakan fedakar evlatlarının mücadelesi, Çerkes Halkının yolunu aydınlatacak ve korku dağlarını yıkacaktır.



865 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi