• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam71
Toplam Ziyaret709934
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ÇERKES DAVASI, RUSYA ve RUSYA VESAYETİ ALTINA GİRENLERİN AYAK OYUNLARINA FEDA EDİLEMEZ!
13/11/2019

Ürdün Çerkes Derneği, Tiflis Çerkes Kültür Merkezi ile birlikte 28-29 Ekim tarihlerinde Amman'da "Gürcü ve Çerkeslerin Ortak Kültür Mirası" isimli bir panel düzenledi. Panele katılan Gürcistan Büyükelçisi, içinde Abaza-Adgelerin bulunduğu küçük bir grup tarafından protesto edildi.

Buraya kadar her şey normal gibi; dünyada Çerkes soykırımını tanıyan tek ülke olan Gürcistan’da faaliyet gösteren "Çerkes Kültür Merkezi" ile Ürdün Çerkes Derneği bir sempozyum düzenliyor ve bir kısım soydaşımız da bunu protesto ederek demokratik haklarını kullanıyor.

Ancak devam eden süreçte suçlamaların yönünün Çerkes-Fed ve başkanı Nusret Baş'a yönelmesi, “Neden şimdi?”, “Neden Nusret Baş?” sorularını sormamıza neden oluyor. Kuklaların iplerini ve söylediklerini takip ettiğimizde, provokasyonun arkasında Rusya'nın olduğunu çok net olarak görebiliyoruz.

İlginç olan şu: Rusya Konsolos Yardımcısı ve Ürdün İstihbarat birimi eski şefinin bu protesto eylemini gerçekleştiren on beş kişilik ekiple birlikte Çerkes Kültür Derneği’nin kapısına kadar gelmesi ve provokatif eylemi yönetmesi…

Bu toplantıyı düzenleyen Ürdün Çerkes Derneği’dir. Panelin yedi konuşmacısı vardır ve düzenlendiği yer Ürdün'dür. Peki bu toplantıyı düzenleyen kuruma, diğer altı konuşmacısına değil de neden Çerkes-Fed'e ve Nusret Baş'a hücum edilmektedir?

Çerkes-Fed kurulduğu 2013'ten bu yana, Rusya’nın kontrol altına alamadığı tek Çerkes STK'sıdır. Bu anlamda suçu çok büyük(!). Kontrol altına alınamıyorsa itibarsızlaştırılması gerekir denilerek düğmeye basılmıştır. Ama bunlar nafile çabalardır.

Çerkes Fed, Çerkes Soykırımı gerçeğini sahiplenerek bir milim taviz vermemekte,  21 Mayıs anma ve protesto eylemlerini her yıl muhatap Rusya'nın temsilciliği karşısında organize etmekte, geliştirdiği eylem ve söylemleri ile Rusya’yı ve yandaşlarını adeta çıldırtmaktadır. 

Uluslararası ilişkiler anlamında Ürdün, Suriye, İsrail, Lübnan, Amerika, Avrupa'daki ve ana vatanındaki muhalif kurum ve kişilerle en düzenli ve güvenilir ilişkileri geliştirmektedir. Çerkes diasporalarında ve anavatanda doğru perspektiften mücadele yöntemlerinin önünü açmakta, yol gösterici olmaktadır.

Çerkes-Fed diasporanın en aktif STK'sıdır. Anavatanında soykırım anması yaptığı için yargılanan ve açlık grevine başlayan Ruslin Guaşev'e gerçek anlamda sahip çıkmış, protesto eylemleriyle desteklemiş, onun için Türkiye'de açlık grevi başlatmıştır. Sağlığını kaybeden Ruslan Guaşev'i Türkiye'ye getirerek tedavi olmasını sağlamıştır. Ruslan Guaşev'le sevgi ve saygı çerçevesinde ilişkilerini sürdüren Çerkes-Fed yazdığı kitabın basımı için kendisini desteklemektedir.

Yine Martin Koçesoko ile ilgili diasporada tek protesto eylemini ve kitlesel basın açıklamasını gerçekleştiren Çerkes STK'sının Çerkes-Fed olduğunu bir not olarak buraya düşüyoruz. 

Yürüttüğü yayın çalışmaları, web sitesinin en etkin ve en fazla izlenir olması, gerek Türkiye'de, gerekse uluslararası camiada bir öncü rolü üstlenmesi ve etki yaratması da Çerkes-Fed'e saldırılmasının gerekçelerinden birini oluşturmaktadır.

14 Ekim 2019 tarihinde Almanya’nın Nürnberg şehrinde yapılan "Uluslararası Çerkes Konferansı"nda, bir alternatif örgütlenme olarak, Avrupa Merkezli "Dünya Çerkes Kongresi" kurulması önerisi ise bardağı taşıran son damla olmuştur.

İdeolojik yetkinlik anlamında Çerkes-Fed'in karşısına çıkarabilecek bir Çerkes bulamayan Rusya, şimdi de Abaza kardeşlerimizi Çerkes-Fed'i itibarsızlaştırma aparatı olarak kullanmaya çalışıyor. Ancak herkes bilmeli ki, Çerkes Soykırımı davasının bu tür aslı astarı olmayan tabansız suçlamalarla gündemden düşürülmesi mümkün olmayacaktır.

***

Gürcistan'ın Çerkes soykırımını tanımış olması, Çerkes sorununun uluslararasılaştırılması mücadelesinde önemli bir dönüm noktasıdır ve tarihsel bir değere sahiptir. Tabii biz bu tanımanın Çerkeslerin kara kaşı kara gözü için olmadığını bilecek siyasi öngörüye de sahibiz. O dönemdeki Gürcistan-Rusya çelişkisinde, Gürcistan'ın, Rusya'nın zayıf karnı olan Çerkes soykırımı ve Kafkasya meselesini Rusya'ya karşı kullanmak istemesini de son derece olağan buluyoruz. Bunun için "düşmanımızın düşmanı dostumdur" anlayışıyla Gürcistan'ın bu siyasi hamlesine olumlu yanıt verdik.

Gürcistan'ın Çerkes soykırımını tanıması 2011 yılında; Çerkes soykırım anıtının açılması ise 2012 yılında gerçekleşmiştir. O tarihte Çerkes-Fed henüz kurulmamıştı. O sürece müdahil olmuş, Gürcistan'ın soykırımı tanımasını desteklemiş, soykırım anıtı için açılan yarışmanın jüri üyeliğini yapmış biri olarak süreci çok iyi biliyorum. 

Nusret Bey'in, Amerikalı Çerkeslerin, anavatandaki Çerkes yurtseverlerinin bu sürece verdikleri destek çok değerlidir. 

Yürütülen bu süreçte, Çerkes soykırımının tanınmasını değerli bulduğumuzu belirtirken, Gürcü tarafına, Abhazya ile saldırmazlık anlaşması imzalaması, ticari ambargoyu kaldırması ve barışın sağlanması için adımlar atması telkinlerinde bulunduk ve bulunmaya devam edeceğiz.

6 Kasım 2019 tarihinde Abhaz-Fed genel merkezinde yaptığımız toplantıda Abhazya'nın asıl düşmanının Gürcistan değil, Rusya olduğunu belirttik. Rusya Abhazya'yı her an yiyebilecek azgın bir kurt; Gürcistan ise tüm Kuzey Kafkasya halklarından dayak yemiş kurnaz bir tilki yavrusu gibidir. Gürcistan'ın Abhazya'ya saldırabilecek cesareti kalmamıştır.

Ancak Rusya, Gürcistan’la ilişkilerini hızla düzeltme yolundadır. Gürcistan sınırları içine dahil olmuş bir Abhazya ile birlikte Gürcistan’ın tamamını istemesi her zaman bir risk olarak kapıdadır.

İkincisi, Kırım’a yaptığı gibi zaten vesayeti altına aldığı Abhazya'yı ilhak etme ihtimalidir. 

Bu iki ihtimalin de gerçekleşmesi bize göre uzak bir yerde değildir. Buna karşı, “savaş bitti, artık barış zamanıdır” diyerek Kuzey Kafkasyalı kardeşleriyle dayanışacak bir Abhazya gerçek bağımsızlığına kavuşabilir. 

Bizim Rusya ile kapanmamış bir hesabımız var. Rusya'dan işlemiş olduğu tarihi soykırımın hesabını soracağız. Soykırımı tanıması, tazminat ödemesi ve topraklarımızı iade etmesi için gerekli siyasi mücadeleyi vereceğiz.

Bu bağlamda elbette ki Rusya ile birlik olanları, Rusya'yı sevenleri sevmiyoruz. Fakat bu tavır gözümüzü kör ediyor da değil. Örneğin kardeş Abhazya'nın Rusya’ya mahkûm halini gayet iyi anlıyor, verilen reflekslerin kaynağının bu bağımlılık olduğunu biliyoruz. Ancak, özellikle diasporadaki Abaza kardeşlerimizin basit provokasyonlara kapılıp, meselelerin önünü-sonunu bilmeden ve düşünmeden Rusya’ya yarar sağlayacak şekilde Çerkes kardeşlerine saldırmaları ise gücümüze gidiyor.

Bu konuda her kafadan bir ses çıkıyor. Bu paylaşımlardan birini ibret olması için sizlere sunmak istiyorum. Abhazya’ya dönenlerden Soner Gogua 4 Kasım 2019 tarihinde Facebook sayfasında şöyle demektedir:

"Türkiye’de gerçekleştiremedikleri Abhaz-Adğe kardeşliğine çomak sokma, RUSYA FEDERASYONU’NU KAFKASYA’DA YALNIZLAŞTIRMA PROJELERİNİ (harfler tarafımızdan büyütülmüştür) aynı ABD-Gürcistan figüranlarıyla şimdi de Ürdün diasporamız üzerinden yapma girişimleri...." 

Bu cümleleri kurmaya cüret edenler, 156 yıl önce katledilen, soykırıma uğratılarak sürülen atalarının kemiklerini sızlattıklarını hiç düşünmüyorlar. 

Bizim amacımız Rusya'yı işbirlikçileri ile birlikte Kafkasya coğrafyasından sürüp çıkartmaktır. O günler geldiğinde, Rusya'nın Kafkasya’da yalnız kalmasına üzülenlerin ne yapacağını doğrusu çok merak ediyoruz. 

Ayrıca Rusya konusunda sağlam öngörüleri olduğuna inandığımız dostlarımızın şaşkınlıkları da bizleri hayrete düşürüyor. BKD çizgisi, Çerkes soykırımının BM üyesi bir devlet olan Gürcistan tarafından kabul edilmiş olmasının ne anlama geldiğini maalesef anlayamamış görünüyor. 

Rusya merkezli olarak Çerkes-Fed'e yapılan saldırılar kervanına Samsun BKD'nin de katılması gerçekten anlaşılır gibi değil. Abhazya'nın ve Abhazya adına konuşanların Rusya'nın vesayeti altında olduklarını düşünemeyenlerle bizim de yürüyecek yolumuz olamaz zaten.

Hiç kimse kusura bakmasın;

Çerkes davası, Rusya'nın ve Rusya vesayeti altına girenlerin ayak oyunlarına feda edilemeyecek kadar önemlidir, edilmeyecektir.



1660 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi