• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam91
Toplam Ziyaret560001
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Yalnız ve Zavallı Çerkes Halkımın 1 Mayıs ile İmtihanı
04/05/2017

Sevgili okuyucularım,

Kendimi düşünsel anlamda nereye konumlandıracağımı tarif etmekte zorlanıyorum. Ben katışıksız bir Çerkes köyünde çocukluğu ve gençliği geçmiş, Çerkesçe'yi ve Çerkes kültürünü doğal yollardan öğrenmiş biriyim. Lise çağlarımda okumuş olduğum Çerkes kültürüne ait dergi ve kitaplar beni "Çerkes Milliyetçiliği" çizgisine ulaştırmıştı. 

1975 yılında geldiğim İstanbul'da sokaklar, caddeler, mahalleler, okullar, yurtlar bölünmeye başlamıştı. Çerkesleri ve diğer etnik kimlikleri kabul etmeyen MHP, MSP, AP ve CHP gibi sağ partiler ve onların yan kollarına karşılık , "Halklara Özgürlük" diyebilen sol kesimler vardı. Bir Çerkes milliyetçisi olarak varlığımı kabul eden sol kesimler içerisinde yerimi aldım. 

Hep soru soran, hep muhalif olan biraz da kitap okuyan bu sol kesimlerin de geçtikleri eğitim sistemi nedeniyle biraz şoven olduklarını gözlemledim. Sol kesimlerin demokratlaşmayı öğrenmesi için mücadele ettim. 12 Eylül cuntasında muhalif bir Çerkes bölücüsü olarak hapis yattım. 28 Şubat sürecinde mütedeyyin kesimlerin hassasiyetlerini anlamaya çalıştım. Ama aynı 28 Şubat mazlumlarının, bugünün zalimleri olarak karşımıza çıkması beni ironik olarak acı acı gülümsetir. 

Eğer Çerkesler sürgün edilmemiş ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan bir halk olmasaydı , belki ben de sanatın ve edebiyatın çok farklı alanları ile ilgilenen biri olabilirdim. 

Ama bildiğim Çerkesçem ve halkım çok hızlı bir yok edilme saldırısıyla karşı karşıya. Bu bana çok ağır bir sorumluluk yüklüyor ve her hafta sanki maaş alan bir gazeteci gibi Çerkes davası ile ilgili bir makale yazmaya çalışıyorum. 

Ben maç yazamam. Moda, magazin, gezi yazısı yazamam. Yediğim içtiğim şeyleri de yazamam. Üzerime borç olan yalnız ve zavallı halkımın sorunlarını ve aklım yettiğince çözüm yollarını yazarım. Yalnızca doğruluğuna inandığım şeyleri yazarım. Bu doğrular kimi kızdırır, kimi gücendirir bununla ilgilenmem. Çünkü doğru olanın bir gün mutlaka galip geleceğine olan inancım  tamdır. Yazılarımı övenlere şirinlik yapmam, sövenlere de aldırış etmem, çünkü yapacak çok fazla işimiz var. 

2010 yılından bu yana Cherkessia-net, Kafkas Evi, Özgür Çerkes ve Çerkes Fed web sitelerinde yazmaya devam ediyorum. 2011 yılında ÇHİ süreci ile başlattığımız siyasi kimlik bilinci yaratma sürecimiz kesintisiz olarak devam ediyor. Ancak çok zor ve zahmetli yol alabildiğimizi belirtmek durumundayım. Çerkes halkı formatlandıkları siyasi yapıları, cemaatleri ve oluşumları terk etmemekte inat ediyor. O alanları güvenli buluyor. Ama bu davranış biçimi yok oluşunu hızlandıran bir etki yaratıyor. 

Oysa Kürtler kendi partileri olan HDP dışında AKP'de de CHP'de de MHP'de de kendi kimlikleri ile siyaset yapıyorlar. Bu dönemde seçilmiş olan Ermeni vekil Garo Paylan HDP'de, Selina Doğan CHP'de, Markar Eseyan'da AKP'de kendi kimlikleri ile siyaset yapıyorlar. Roman miiletvekili Özcan Purçu da canını dişine takarak CHP'de Romanların hakları için Roman kimliği ile siyaset yapıyor. Asil (!) ve kahraman (!) biyolojik Çerkes vekillerin bir tanesinin bile sesi Çerkesler için çıkamıyor. Şu an parlamentoda bulunan gene asil(!) ve kahraman (!) biyolojik Çerkes vekillerin benim nezdimde Özcan Purçu'nun tırnağı kadar bir hükmü yoktur. 

Benim gönlüm tüm Çerkeslerin ve görmezden gelinen tüm halkların ÇDP (Çoğulcu Demokrasi Partisi) de siyaset yapmasından yanadır. Başka oluşum ve partilerde siyaset yapan Çerkeslerin kendi kimlikleri ile siyaset yapmaları gerekir. Ama maalesef Çerkesler’de bunu yapacak kimlik bilinci ve kendine güven yok. 

Ben Çerkeslerin , kendi kimliklerine saygı duyulması şartıyla Çerkes sembol ve bayraklarıyla bütün siyasi toplantılara katılmasından yanayım. Bu siyasi toplantıların sağda ya da solda olması önemli değildir. Bu tavır Çerkes meselesinin görünür kılınmasını sağlar ve farkındalık yaratır. 

Bunun için ben 2011 yılından bu yana Çerkes bayrakları ve kalpaklarımızla ÇHİ pankartıyla 1 Mayıs'a katılırım.

***

Bu yıl da 1 Mayıs'a kendi kimliğimiz ile katılmayı arzu ettim. Ama yıllar yılı eylem örgütlemeye çalışmaktan biraz yorgun düştüğüm için bu yıl kimseyi arayıp aman katılın telefonları etmedim. Sadece Facebook'ta "1 Mayıs'ta ses vermeyenler, 21 Mayıs'ta seslerine karşılık bulamazlar.  ÇHİ- Çerkes Hakları İnsiyatifi , Çerkes halkının uğradığı haksızlığı tüm dünyaya duyurmak için yarın 1 Mayıs'a Bakırköy'e çağırıyor. İrtibat tel.----------" diye bir paylaşım yaptım. Hiç kimse arayıp kortejinize katılmak istiyorum demedi. Olsun, hiç önemli değildi. Bize 4 kişi yeterliydi zaten onu da garantilemiştik. Gelen gelir, ölen ölür kalan sağlar bizimdir dedik ve yola çıktık. 1 Mayıs Pazartesi sabahı saat 9.00'da Söğütlüçeşme metrobüs durağında Recep Güler ve Ali Murat Misyağcı ile buluştuk. Metrobüste 3 kişilik dev kadro olarak selfimizi yaparak Bakırköy-İncirli'ye ulaştık. 

İncirli Metrobüs durağı merdivenlerinin tam karşısında ÇHİ pankartını açıp kalpağımızı takıp Erol Karayel ve muhtemel katılımcıları beklemeye başladık. O ne? Bizi gören fotoğraf makinasına ya da cep telefonuna sarılıp fotoğraflarımızı çekiyor. Önceleri biraz rahatsız oldum. Ama zaman geçtikçe duruma bayağı alıştım. Bir anda kendimi bir Hollywood starı gibi hissetmeye başladım. Meğer halkımız Çerkesleri ne kadar seviyormuş. Ne kadar da özlemiş. Vallahi farkında değilmişiz. Ben diyeyim 1000 kez siz deyin 2000 kez fotoğraflarımız çekildi. Sosyal medyalarda paylaşıldı. 4 kişi adeta 4 milyon kişilik dev bir örgüte dönüşmüştü. 

Ne kadar çok babası Çerkes, annesi Çerkes, anneannesi Çerkes, kayınvalidesi Çerkes, karısı Çerkes , kocası Çerkes , dedesi Çerkes soydaşımız varmış da haberimiz yokmuş. En çok sempati ve birlikte fotoğraf çektirme isteği onlardan geldi. 

Derneklerden tanıdığım ya da bizleri tanıyan kimseler de geldi yanımıza. Saygı ve sevgilerini iletip formatlandıkları dükkanlarına (gruplarına) geri döndüler. Yürüyüş kolunda 4 kişilik dev örgüt aynı anda 8-10 kişinin fotoğraf çekmek için flash patlattığı müthiş bir sempati dalgasının içinde alana ulaştık. Alana vardığımızda 4 kişilik kortejimize Kayserili Aziz Yağan arkadaşımızla, Maraşlı Faruk Akarsu ve kızı da katıldı. 

Yalnız ve zavallı halkımın, bu alana gelmiş Türkiye'nin en bilinçli, en örgütlü, en duyarlı kesimleriyle dayanışmaya girip meselesini Türkiye ve dünyaya anlatmaktan korkması çok ironik bir durum oluşturuyor. 

Türkiye'nin formatladığı bazı zavallı Çerkesler bize yine saldıracaklar. Ama ben biliyorum ki Çerkeslerin gerçek dostları 1 Mayıs alanındaki emekçiler ve ezilen bilinçli halklardır. 

Geçmiş 1 Mayıs Emek Bayramınız Kutlu Olsun!



Paylaş | | Yorum Yaz
1942 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi