• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam43
Toplam Ziyaret780884
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Yalnız ve Zavallı Çerkes Halkımın 1 Mayıs ile İmtihanı
04/05/2017

Sevgili okuyucularım,

Kendimi düşünsel anlamda nereye konumlandıracağımı tarif etmekte zorlanıyorum. Ben katışıksız bir Çerkes köyünde çocukluğu ve gençliği geçmiş, Çerkesçe'yi ve Çerkes kültürünü doğal yollardan öğrenmiş biriyim. Lise çağlarımda okumuş olduğum Çerkes kültürüne ait dergi ve kitaplar beni "Çerkes Milliyetçiliği" çizgisine ulaştırmıştı. 

1975 yılında geldiğim İstanbul'da sokaklar, caddeler, mahalleler, okullar, yurtlar bölünmeye başlamıştı. Çerkesleri ve diğer etnik kimlikleri kabul etmeyen MHP, MSP, AP ve CHP gibi sağ partiler ve onların yan kollarına karşılık , "Halklara Özgürlük" diyebilen sol kesimler vardı. Bir Çerkes milliyetçisi olarak varlığımı kabul eden sol kesimler içerisinde yerimi aldım. 

Hep soru soran, hep muhalif olan biraz da kitap okuyan bu sol kesimlerin de geçtikleri eğitim sistemi nedeniyle biraz şoven olduklarını gözlemledim. Sol kesimlerin demokratlaşmayı öğrenmesi için mücadele ettim. 12 Eylül cuntasında muhalif bir Çerkes bölücüsü olarak hapis yattım. 28 Şubat sürecinde mütedeyyin kesimlerin hassasiyetlerini anlamaya çalıştım. Ama aynı 28 Şubat mazlumlarının, bugünün zalimleri olarak karşımıza çıkması beni ironik olarak acı acı gülümsetir. 

Eğer Çerkesler sürgün edilmemiş ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan bir halk olmasaydı , belki ben de sanatın ve edebiyatın çok farklı alanları ile ilgilenen biri olabilirdim. 

Ama bildiğim Çerkesçem ve halkım çok hızlı bir yok edilme saldırısıyla karşı karşıya. Bu bana çok ağır bir sorumluluk yüklüyor ve her hafta sanki maaş alan bir gazeteci gibi Çerkes davası ile ilgili bir makale yazmaya çalışıyorum. 

Ben maç yazamam. Moda, magazin, gezi yazısı yazamam. Yediğim içtiğim şeyleri de yazamam. Üzerime borç olan yalnız ve zavallı halkımın sorunlarını ve aklım yettiğince çözüm yollarını yazarım. Yalnızca doğruluğuna inandığım şeyleri yazarım. Bu doğrular kimi kızdırır, kimi gücendirir bununla ilgilenmem. Çünkü doğru olanın bir gün mutlaka galip geleceğine olan inancım  tamdır. Yazılarımı övenlere şirinlik yapmam, sövenlere de aldırış etmem, çünkü yapacak çok fazla işimiz var. 

2010 yılından bu yana Cherkessia-net, Kafkas Evi, Özgür Çerkes ve Çerkes Fed web sitelerinde yazmaya devam ediyorum. 2011 yılında ÇHİ süreci ile başlattığımız siyasi kimlik bilinci yaratma sürecimiz kesintisiz olarak devam ediyor. Ancak çok zor ve zahmetli yol alabildiğimizi belirtmek durumundayım. Çerkes halkı formatlandıkları siyasi yapıları, cemaatleri ve oluşumları terk etmemekte inat ediyor. O alanları güvenli buluyor. Ama bu davranış biçimi yok oluşunu hızlandıran bir etki yaratıyor. 

Oysa Kürtler kendi partileri olan HDP dışında AKP'de de CHP'de de MHP'de de kendi kimlikleri ile siyaset yapıyorlar. Bu dönemde seçilmiş olan Ermeni vekil Garo Paylan HDP'de, Selina Doğan CHP'de, Markar Eseyan'da AKP'de kendi kimlikleri ile siyaset yapıyorlar. Roman miiletvekili Özcan Purçu da canını dişine takarak CHP'de Romanların hakları için Roman kimliği ile siyaset yapıyor. Asil (!) ve kahraman (!) biyolojik Çerkes vekillerin bir tanesinin bile sesi Çerkesler için çıkamıyor. Şu an parlamentoda bulunan gene asil(!) ve kahraman (!) biyolojik Çerkes vekillerin benim nezdimde Özcan Purçu'nun tırnağı kadar bir hükmü yoktur. 

Benim gönlüm tüm Çerkeslerin ve görmezden gelinen tüm halkların ÇDP (Çoğulcu Demokrasi Partisi) de siyaset yapmasından yanadır. Başka oluşum ve partilerde siyaset yapan Çerkeslerin kendi kimlikleri ile siyaset yapmaları gerekir. Ama maalesef Çerkesler’de bunu yapacak kimlik bilinci ve kendine güven yok. 

Ben Çerkeslerin , kendi kimliklerine saygı duyulması şartıyla Çerkes sembol ve bayraklarıyla bütün siyasi toplantılara katılmasından yanayım. Bu siyasi toplantıların sağda ya da solda olması önemli değildir. Bu tavır Çerkes meselesinin görünür kılınmasını sağlar ve farkındalık yaratır. 

Bunun için ben 2011 yılından bu yana Çerkes bayrakları ve kalpaklarımızla ÇHİ pankartıyla 1 Mayıs'a katılırım.

***

Bu yıl da 1 Mayıs'a kendi kimliğimiz ile katılmayı arzu ettim. Ama yıllar yılı eylem örgütlemeye çalışmaktan biraz yorgun düştüğüm için bu yıl kimseyi arayıp aman katılın telefonları etmedim. Sadece Facebook'ta "1 Mayıs'ta ses vermeyenler, 21 Mayıs'ta seslerine karşılık bulamazlar.  ÇHİ- Çerkes Hakları İnsiyatifi , Çerkes halkının uğradığı haksızlığı tüm dünyaya duyurmak için yarın 1 Mayıs'a Bakırköy'e çağırıyor. İrtibat tel.----------" diye bir paylaşım yaptım. Hiç kimse arayıp kortejinize katılmak istiyorum demedi. Olsun, hiç önemli değildi. Bize 4 kişi yeterliydi zaten onu da garantilemiştik. Gelen gelir, ölen ölür kalan sağlar bizimdir dedik ve yola çıktık. 1 Mayıs Pazartesi sabahı saat 9.00'da Söğütlüçeşme metrobüs durağında Recep Güler ve Ali Murat Misyağcı ile buluştuk. Metrobüste 3 kişilik dev kadro olarak selfimizi yaparak Bakırköy-İncirli'ye ulaştık. 

İncirli Metrobüs durağı merdivenlerinin tam karşısında ÇHİ pankartını açıp kalpağımızı takıp Erol Karayel ve muhtemel katılımcıları beklemeye başladık. O ne? Bizi gören fotoğraf makinasına ya da cep telefonuna sarılıp fotoğraflarımızı çekiyor. Önceleri biraz rahatsız oldum. Ama zaman geçtikçe duruma bayağı alıştım. Bir anda kendimi bir Hollywood starı gibi hissetmeye başladım. Meğer halkımız Çerkesleri ne kadar seviyormuş. Ne kadar da özlemiş. Vallahi farkında değilmişiz. Ben diyeyim 1000 kez siz deyin 2000 kez fotoğraflarımız çekildi. Sosyal medyalarda paylaşıldı. 4 kişi adeta 4 milyon kişilik dev bir örgüte dönüşmüştü. 

Ne kadar çok babası Çerkes, annesi Çerkes, anneannesi Çerkes, kayınvalidesi Çerkes, karısı Çerkes , kocası Çerkes , dedesi Çerkes soydaşımız varmış da haberimiz yokmuş. En çok sempati ve birlikte fotoğraf çektirme isteği onlardan geldi. 

Derneklerden tanıdığım ya da bizleri tanıyan kimseler de geldi yanımıza. Saygı ve sevgilerini iletip formatlandıkları dükkanlarına (gruplarına) geri döndüler. Yürüyüş kolunda 4 kişilik dev örgüt aynı anda 8-10 kişinin fotoğraf çekmek için flash patlattığı müthiş bir sempati dalgasının içinde alana ulaştık. Alana vardığımızda 4 kişilik kortejimize Kayserili Aziz Yağan arkadaşımızla, Maraşlı Faruk Akarsu ve kızı da katıldı. 

Yalnız ve zavallı halkımın, bu alana gelmiş Türkiye'nin en bilinçli, en örgütlü, en duyarlı kesimleriyle dayanışmaya girip meselesini Türkiye ve dünyaya anlatmaktan korkması çok ironik bir durum oluşturuyor. 

Türkiye'nin formatladığı bazı zavallı Çerkesler bize yine saldıracaklar. Ama ben biliyorum ki Çerkeslerin gerçek dostları 1 Mayıs alanındaki emekçiler ve ezilen bilinçli halklardır. 

Geçmiş 1 Mayıs Emek Bayramınız Kutlu Olsun!



2466 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi