• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam142
Toplam Ziyaret559578
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Barışa Kıydılar
11/10/2015

1984 yılında hapse girdiğimde, hayli gecikmiş bir siyasi mahkumdum. 12 Eylül askeri darbesi sol, demokrat sosyalist ve devrimci kesimler üzerinden bir buldozer gibi geçmişti.

1979 yılında yayınladığımız küçük bir kitap için açılan dava dört yıl sürmüş ve mahkumiyetle sonuçlanmıştı.

Bir “Çerkes Bölücüsü” olarak yakalandım ve hapse girdim. Tabii o dönemde dışarıda olmak da, içeride olmak kadar zordu. Dışarıdaki baskılar ve her an yakalanma korkusu insanı boğuyordu. Sağmalcılar sivil cezaevinden içeri girdiğimde, kendimi tüy gibi ferahlamış ve huzurlu hissetmiştim. Sağmalcılar sivil cezaevinin siyasi koğuşuna girdiğimde, karşılaştığım dost yüzlerden biri de, üniversiteden çok sevdiğimiz
değerli demokrat hocamız İşletme Fakültesi dekanı Prof. Melih Tümer'di. 12 Eylül askeri rejiminin açtığı en önemli davalardan biri de "Barış Davas" idi. Hocamız Melih Tümer de bu davanın sanıklarındandı. O dönemde Türkiye Barış Derneği Nobel Barış ödülüne aday gösterilmiş ve koğuşumuzda çok büyük bir heyecan yaşamıştık. Ancak o yılki Nobel Barış Ödülü, Güney Afrikalı Rahip Desmond Tutu'ya verilmişti. Desmond Tutu'ya çok sinirlendiğimizi anımsıyorum şimdi.

Rahmetli Melih Tümer Hocamla birlikte sık sık attığımız voltalardan birinde, "Muratcığım benim eşim Fransız, kızım da şu anda Brüksel'de NATO'da görevli. Ben onlara bir insanın sadece barışı savunduğu için, hapiste olabileceğini izah edemiyorum. Yoksa senin başka suçlarında mı var diye şüpheleniyorlar" demişti.

Ah sevgili hocam, aradan tam otuz yıl geçti.

12 Eylül askeri rejiminde, barış isteyenleri hapsediyorlardı. Ama şimdi yüzlercesini birden öldürüyorlar.

Geldiğimiz nokta ne kadar acı değil mi hocam?

***

10 Ekim 2015 insanlık tarihine, barışa kıyılan kara ve kanlı bir gün olarak geçti.

Devlet Demokratik Haklarını kullanan insanları korumakla görevlidir. Bu görevi yerine getirmeyen ve yurttaşlarını korumayan devlet bu olayın sorumlusudur. Her şeyi bilen, her olaya müdahil olan devletin istihbarat örgütünün bilgisi dışında Ankara’nın göbeğinde böyle bir katliamı gerçekleştirmek mümkün müdür?

1 Mayıs 1977 katliamından bu yana, binlerce faili meçhulü bulmayan devletin bu katliamı da aydınlatacağına inanmıyoruz.

12 Eylül 1980 öncesinde olduğu gibi, ülkede terör yoluyla darbe ortamını hazırlamış olanların yaptığını tekrarlamak isteyen, iktidar sahiplerine "zulm ile abad olanın sonu berbad olur" atasözünü hatırlatmak isteriz.

Tüm Türkiye Halkları'nın başı sağ olsun.

Barışa kıyanlar değil, barışı savunanlar kazanacak!



Paylaş | | Yorum Yaz
1118 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi