• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam88
Toplam Ziyaret559998
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
İnkar Endüstrisi
19/09/2013

    2014 Yılı Çerkes sürgün ve soykırımının 150.yılını doldurduğu yıl olacak.
2015 yılı da Ermeni sürgün ve soykırımının 100. yılını doldurduğu yıl olacak.
    Aynı coğrafyanın iki mazlum halkı, elli yıl arayla büyük bir dram yaşadılar. Her iki halk da topraklarından sökülerek dünyanın dört bir tarafına dağıtıldılar.
    Çerkeslerin dramı 150. yılını doldururken, haklarının geri alma konusunda, haklı davalarını dünya kamuoyuna duyurma konusunda alabildiği yol bir arpa boyunu geçemiyor.
    Ermenilerse davalarını bütün dünyaya anlatmış ve olağanüstü bir kamuoyu oluşturmayı başarmışlardır. Bugün Ermeni soykırımını dünyanın birçok parlamentosu kabul edip onaylamıştır.
    Çerkes soykırımı ise dünyada sadece Gürcistan parlamentosu tarafından kabul edilmiştir. Bu bile Rusya muhibbi kurumlarımız tarafından şiddetle eleştirilmiştir. Şimdi Gürcistan'da Rusya yanlısı bir yönetim işbaşına gelmiştir. Çerkes soykırımını tanıma kararını geri çekip, Çerkes soykırımı anıtını yıkarlarsa bizim Rusya muhibleri zil takıp oynarlar herhalde.
    Soykırımcılar suçlarını örtbas etmek ve gizlemek için büyük çabalar ve paralar harcayıp bir "inkar endüstrisi" kurarlar. Bununla ilgili olarak, bilim çevreleri, medya, siyaset, istihbarat ve devletlerarası çıkar ilişkileri devreye sokulur.
    Soykırımı inkar endüstrisi oluşturma konusunda Rusya ve Türkiye birbiriyle yarış eder durumdadır. Ancak Ermeniler Türkiye'nin soykırımı inkar konusundaki endüstrisini yerle bir etmiştir. Artık Türkiye dışında birçok yerde Ermeni soykırımını inkar etmek suç haline gelmiştir. Aklı başında hiçbir bilim adamı ve entelektüel Ermeni soykırımı olmamıştır diyememektedir.
    Türkiyede bir korku rejimi oluşturan Kemalist Cumhuriyet, Ermeni Soykırımını da, Dersim Katliamını da, Sarıkamışta boşuboşuna soğuktan ölen doksanbin askeri de uzun süre gizleyebilmiştir.
    Türkiye'nin saygın bilimadamlarından ve entelektüellerinden Prof. Baskın Oran bir söyleşisinde "Benim gibi bir adam bile, 45 yaşına kadar bu ülkede Ermeni soykırımı olduğundan habersiz bir biçimde yaşadı" dedi.
    Dedesi Ermeni soykırımı kararını veren ve yine dedesi Ermeniler tarafından öldürülen Gazeteci Hasan Cemal, "Kırk yaşıma kadar Ermeni Soykırımı ve meselesi hakkında hiçbirşey bilmeden yaşadım" demiştir. Hasan "1915 Ermeni Soykırımı" isimli bir kitapda yazarak özeleştiri yapmıştır.
   ÇHİ 2012 yılının şubat ayında gerçekleştirdiği "Çerkes Çalııştayı"nda diyaspora, azınlık ve asimilasyon konularında bilimsel makalesi olan bilim adamlarına tebliğler sundurarak,Çerkes meselesini tartıştırıp sonuç üretmek istemişti. Ancak Türkiye'nin 170 üniversitesinde bu konularla ilgili bilimsel makalesi olan bilim adamı bulamamıştık.
    Bu konuyla ilgili konuştuğumuz bazı bilimadamları "Diyaspora, azınlık ve asimilasyon kavramları, devletin negatif baktığı kavramlardır. Bu konulara giren insanları hayatı karartılır" demişlerdi.
    Ama artık 24 Nisan Ermeni Soykırımının yıldönümlerinde binlerce insan oturma eylemine katılarak Ermeni Halkının acılarını paylaşabilmektedir.
Ermeniler tüm dünyada siyasi bir mücadele vererek soykırım gerçeğini bütün dünyaya kabul ettirmişlerdir. Türkiye'de ise aydın çevrelerinin ve insan haklarına duyarlı çevrelerin desteğini kazanmışlardır. Sıra, Türkiye halkının aydınlatılıp Kemalist diktatörlüğün oluşturduğu yanlış algının yıkılmasına gelmiştir.
    Çerkes Soykırımı'nın 150. yılına gelirken, Çerkes Halkının içinde bulunduğu durum içler acısıdır. Yokoluş girdabında hızla ilerleyen Çerkes Halkı ulusal bir refleks ortaya koyarak, direniş hatları oluşturamamaktadır. Çerkes Halkının gerek diyasporada gerek anavatanda bir direniş hattı oluşturamamasının nedeni  Rusya'nın ve Türkiye'nin farklılıklara karşı acımasız ve yokedici tavrıdır.
   90 yıllık baskıcı Türkiye tarihinde Kürtler hariç, diğer tüm farklı etnik kesimler yok olma noktasına getirilmiştir. Bu yıl Türkiye'de eğitim dönemi açılırken 17 milyon öğrencinin içerisinde sadece dört Rum öğrenci eğitime başlayabilmiştir.Durumun Ermeni ve Yahudiler içinde pek farklı olduğu söylenemez. Çerkesler Adığece seçmeli ders için sadece dört sınıf oluşturabilmişlerdir. Abazalar ve Lazlar geçen yıl sınıf oluşturamamışlardı. Ancak bu yıl sınıf oluşturup oluşturamadıkları konusunda bir bilgiye sahip değiliz.
    Kürtler dışında meydanlara çıkıp hak talep eden Çerkes Halkının ve önderlerinin işi gerçekten çok zor. Verilen mesajlar toplumu heyecanlandırıp hareketlendirmesine rağmen, harekete geçirememektedir. Türkiye demokratikleşme yolunda bazı adımlar atıyor olmasına rağmen, farklı etnik toplulukların işi gerçekten çok zordur. Asimilasyon son kertesine ulaşmış olup, verilen haklar
için geç kalınmış olacaktır.
   Rusya ise Çerkes soykırımının inkar endüstrisini oluşturmak için milyarlarca dolar harcamakta, tehdit, şantaj ve menfaat ilişkilerini kullanmaktadır.
    İnkar endüstrisinin en büyük payandaları Çerkeslerin içindeki Rusya muhibleridir. Ancak bu durum Çerkes Halkının önderlerinin azmini kırmamalıdır. Bu işbirlikçiler bütün mücadele eden halkların içinde mevcuttur. Türkiye Devleti mücadele eden siyasi Kürt hareketine karşı, onyıllardan beri doksanbin silahlı korucuya maaş vermiştir. Ancak Türkiye Cumhuriyetinden maaş alan korucular da Türkiye Cumhuriyeti adına verdikleri mücadelede Kürt siyasi hareketini alt edememiş, TC masaya oturmak zorunda kalmıştır. Aynı şey mücadele eden siyasi Çerkes Hareketi için de olacak, Rusya ve onun işbirlikçileri diz çökmek zorunda kalacaktır. Rusya İnkar endüstrisinin payandası olan Çerkes işbirlikçileri de insan içine çıkamayacak hale geleceklerdir.
    Soçi 2014 Kış olimpiyatları, bir halkın varlığını inkar etmek için bugüne kadar yapılmış parasal harcaması en büyük organizasyondur.
Rusya yönetimi Soçi'nin ve Çerkesya'nın Rusya toprağı olduğunu tescil edebilmek için olimpiyatlara 60 milyar dolar harcamaktadır. Her ayın 21'inde saat 21'de Rusya konsolosluğu önünde yapılan eylemlerde "Çerkesya Rus toprağı olmayacak, Soykırımın hesabı sorulacak" sloganları Kremlinin duvarlarına bir top mermisi gibi düşmektedir. Bunu Rus Konsolosu itiraf etmektedir. 2014 Soçi Olimpiyatları Rusya için bir hezimet olacak ve bütün dünya Soçi'nin Çerkesyanın başşehri olduğunu ve Çerkesya'nın da Rus toprağı olmadığını öğrenecektir. Soçi olimpiyatlarının ihalelerinden pay almaya çalışan, atalarının kemiklerini yalayarak para kazanmaya çalışan Çerkeslerle ilgili olarak elimize belgeler ulaşmaktadır. Günü geldiğinde bu belgeler de açıklanacaktır.
"Rusya çok büyüktür, Rusya çok güçlüdür, Rusyaya karşı mücadele etmek beyhude çabadır, Rusya'yla iyi geçinmek lazım, Diyasporada Rusya karşıtı eylemler yapmak anavatandakilere zarar verir" şeklindeki cümleleri hepiniz duymuşsunuzdur. Bütün bu yayılan propogandalar, inkar endüstrisinin Çerkes Halkının yokoluşuna yönelik operasyonlarıdır. Çünkü soykırımcıyı güçlü, Çerkes Halkını çaresiz olduğuna inandırıp, mücadele etmekten vazgeçirmenin araçlarıdır bu propogandalar.
    Ancak hiçbir inkarcı propoganda gerçeğin gizlenmesine yetmez. Haklı olan ve mücadele eden mutlaka birgün kazanır.
    Davamıza ve mücadelemize olan inancımız, Rusya yönetimini rahatsız etmekte ve yüreğine korku salmaktadır. Biz Rusya yönetiminden korkmuyoruz. Ama Rusya yönetimi bizden korkuyor.
    Bu herkes tarafından böyle biline!
    21 Mayıs sürgün ve soykırımı anma toplantıları bu yıl anavatanda, "Kafkas-Rus savaşlarında ölenleri anma" toplantılarına dönüştürülmüştür. Bu da inkar endüstrisinin ürettiği yeni argümandır. Soykırımı gizlemek için uydurulmuş ahlaksızca bir karartmadır. Ancak başlatılan bu karartma operasyonu gerek anavatanda, gerekse diyasporada boşa çıkarılacak ve deşifre edilecektir.
    İnkar endüstrisinin piyonlarının nasıl bir korku ve panik içerisinde olduklarını izledik geçtiğimiz günlerde hep birlikte. Anavatan xaselerinin İstanbulda "Suriye Çerkesleri ile ilgili toplantı" çağrısını engelleme telaşıydı bu. Bununla ilgili yaşanan süreci kısaca tekrar bir özetleyelim.
Biliyorsunuz Suriyede yaşanmakta olan dram konusunda hiçbirşey yapmadığı için ağır eleştiriler alan DÇB sonunda 29 Haziran tarihinde bir forum düzenledi. Kaffed, diğer ülkelerin diyaspora örgütleri ve anavatan xaseleri de bu foruma katıldı. Ancak anavatanda Suriye Çerkesleri ile ilgili en fazla emek harcayan, en büyük fedakarlıkları yapan Perit Xase  bu toplantıya davet edilmedi. Çünkü Perit Xase Rusya'nın sıcak bakmadığı bir kurumdu. Ama Perit Xase bu toplantıya davetli olmadığı halde katıldı ve zorla söz alarak konuştu. DÇB'nin forumunda dağ fare doğurdu ve hiçbir sonuç çıkmadı. Çünkü anavatanada Rusya'dan bağımsız ve Rusya'nın istemediği birşeyi seslendirebilmek mümkün değildi.
    Bunun üzerine 14 Temmuz tarihinde Maykop'ta toplanan anavatan xaseleri, bir koordinasyon kurulu oluşturup diyaspora örgütlerine İstanbul'da Suriye Çerkesleri konulu bir toplantı düzenleme çağrısı yaptı.
Bu toplantının yapılmasına ÇHİ, ÇERKES-FED ve DÇDK olumlu cevap verdi. Ancak bizim inkar endüstrisinin işbirlikçilerinde bir korku ve telaş başladı.
    Bu çağrıdan sonra telefonla defalarca görüştüğümüz Adığey Adığe Xase Başkanı Adam Bogus ve Karaçay-Çerkesk Adığe Xase Başkanı Muhammed Çerkes bu toplantının mutlaka yapılması gerektiği konusunda defalarca fikir beyan ettiler.
    Ancak daha sonra Adam Bogus ve Muhammet Çerkes'in İstanbul'a geleceğini farklı kanallardan öğrendik. Telefonla İstanbul'da görüşüp görüşemeyeceğimize dair sorularımıza kaçamak cevaplar aldık.
Ayrıntılarını Özgür Çerkes sütunlarında izlediğiniz, D.S.İ. Çamlıca tesislerinde Bogus ve Çerkes'in Kaffedcilerle yaptıkları toplantıdan sonra biz de görüştük. Telefonda bu toplantı mutlaka İstanbul'da yapılamalı diyen adamlar gitmiş, yerine dut yutmuş bülbüller gelmişti adeta. Yaptığımız görüşmede "düşünmek lazım ve kem küm"den öte bir şey söyleyemiyorlardı. Baskı altında olduklarını hissettiğimiz  için, kendilerini fazla zorlamadan D.S.İ.Çamlıca tesislerinden ayrıldık.
    Ancak biz, Bogus ve Çerkes'in kendi özgür iradeleri ile İstanbul'a geldiklerini düşünmüyoruz. Baskı ve tehditle İstanbula geldiklerini ve yine baskı ve tehditle toplantı kararından vazgeçirildiklerini, ayrıca hayati tehlike altında olduklarını düşünüyoruz.
    Maazallah İstanbul'da yapılacak Uluslararası bir toplantıda sadece Suriye Çerkesleri ile sınırlı kalınmaz, Soçi Olimpiyatları ve Çerkes Soykırımı gündeme gelebilir ve inkar işbirlikçilerinin Rusya nezdindeki itibarları sarsılabilirdi. Bunun için böyle bir toplantı ne pahasına olursa olsun engellenmeliydi.

    Şimdilik onlar böyle toplantıyı engelledik diye rahatça uyuyabilirler.

    Ama hiç merak etmesinler, inkar endüstrisinin patronları da, işbirlikçileri de bu toplantıyı engelleyemeyeceklerdir.



Paylaş | | Yorum Yaz
2748 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi