• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam56
Toplam Ziyaret710509
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.93597.9677
Euro9.44329.4811
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR?
22/11/2020
   Sevgili Okuyucularım,
  On yıla yakın bir zamandan beri, Çerkeslerin dünyasına alışkın olmadıkları kavramları sokmaya çalışıyoruz. Çerkes Davasının siyasallaştırılması, Çerkes Milliyetçiliği, Anadil Eğitimi, Çerkesler için siyasi statü, Çerkeslerin Milli Siyaseti, Çerkes Televizyonu, Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü, azınlık hakları konuları üzerinde Çerkeslerin düşünmeye başlaması İçin çaba sarfediyoruz.
  Gösterdiğimiz bu çabalar, halkımız üzerinde heyecan yaratıp, düşünme ve harekete geçme konusunda hareketlenmeler yaratırken, çok önemli bir kesiminde de korku ve direnç yaratıyor.
Bir halk göz göre göre, kendisini yok etmek için yemin etmiş Türk ırkçılarının neden destekçisi olur? Kendisini kesmek için pusuya yatmış katilinin bıçağını gidip neden yalar?
  Bu soruların cevabını bularak, halkımızı kuşatan bu korku çemberinden çıkaramadığımız sürece Çerkes meselesi için atacağımız bütün çabalar sonuçsuz kalacaktır.
  Doğal asimilasyon girdabı içerisinde olup, ”Çerkeslere hiç bir baskı, uygulanmamıştır. Bilakis ben Çerkes olduğumu söylediğimde saygı görüyorum“ diyen zavallılar için bir mesele yoktur. Çerkesler, derneklerinde oynaya oynaya yok olmayı kabul etmiş folklorik unsurlar olmayı kabul ettikleri sürece hiç bir sorun yoktur. Ama siyasi bir talep dile getirmeye kalktığınızda Çerkes Ethem gibi, Şark-i Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti gibi, Gönen-Manyas Çerkesleri gibi hemen hain ilan edilirsiniz ve Türk ırkçılığı tepenize binip boğazınızı sıkmaya başlar.
***
  24 Ekim 1921 tarihinde İzmir’de toplanmış olan, yirmi şubesi bulunan Şark-i Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti bir bildiri yayınlamıştı.
  Uzun bir giriş bölümünden sonra, dört maddeden oluşan siyasi bir bildiri yayınladılar. Bildirinin talepleri şöyleydi:
  1- Ulaşılacak barışta, Yakındoğu’da azınlık halindeki milletlerin hukuk ve siyasi menfaatlerini kapsayacak madde kapsamında bütün Çerkesleri de kapsaması.
  2- Çerkeslerin Anadolu’da Rum unsuruyla eşit hukuk ilkeleriyle yazgı birliği çerçevesinde bir arada yaşayacağı,
  3- Çerkeslerin kayıplarıyla ilgili barış anlaşması imzalayacak Türk hükümetinin tazminat ödemesini sağlamak,
  4- Sulh Kkonferansı’na Çerkeslerin milli menfaatlerini savunacak yetkili delegelerin davet edilmesi.
  Diaspora tarihinde ilk defa, Çerkesler için siyasi bir talep dile getiren rahmetli olan bu büyüklerimiz işkencelerin en büyüklerine tabi tutuldular. Türkiye dışına çıkamamış olanlar yargısız infazlarla öldürüldüler. Lozan anlaşmasındaki genel af kapsamı dışında bırakılan 150 kişilik hainler listesine, Şark-i Karibcilerden 19 kişi ilave edildi. Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü’nün en önemli nedenlerinden biri de yayınlanan bu bildiri ve yaptıkları örgütlenmedir.
  Ulusal azınlık hakları talebi dile getirmek bedel ödemeyi göze alabilecek yürekli insanlar gerektirmektedir. Malesef 1921’den bu yana bu yürekliliği gösterebilmiş bir Çerkes kurumu ya da kişi hala çıkabilmiş değildir.
  Bu yürekliliği gösterenleri hatırlayıp rahmetle anmak şöyle dursun, kendini Türklükle özdeşleştirmiş bazı aydın geçinen Çerkesler de bu yürekli insanları ihanetle suçlamaktadırlar. Çünkü korku -kendileri itiraf edemese de- genlerine işlemiştir.
İşte o korku çemberini kırmak, hem kendi içimizde vereceğimiz mücadele ile hem de dünyada gelişen çoğulcu iklimi anlayarak ve dayanışarak mümkün olacaktır.
***
   Sevgili Okuyucular,
  Malesef bizim toplumumuzda azınlık olmayı aşağılık bir şey olarak gören bir anlayış var. Bu da “biz bu ülkede asli unsuruz, kurucu unsuruz” diyen asimilasyonun değirmenine su taşıyan yanlış bir davranış biçimini ortaya çıkarıyor.
  Azınlık, sayıca genelden az olanı ifade eder. Bu etnik, dini, mezhebi, dilsel ya da renk olabilir. Çoğunluk karşısında dezavantajlı durumda olan azınlıklara karşı gelişmiş demokrasiler pozitif ayrımcılık uygulayarak destek olmaktadırlar.
  Ancak geri, ırkçı ve ilkel yönetimler bir zenginlik kaynağı olabilecek azınlıklarını yok etme gayreti içerisindedirler.
  Malesef yaşadığımız ülkemiz olan Türkiye de azınlıklarını yok etme konusunda üstün bir gayret içerisindedir. Müslüman olmayan Hıristiyan azınlıklar Türkiye’de yok olma noktasına getirilmiştir. Türk olmayan Müslüman azınlıklar ise ideolojik anlamda Müslümanlık anlamında kuşatılarak ümmet düşüncesi tarafından asimile edilirken, her türlü baskı yöntemleri ile yok edilmeye çalışılmaktalar.
  Çerkesler, Lazlar, Arnavutlar, Pomaklar, Boşnaklar, Romanlar yok olma noktasına gelmişlerdir. Bu duruma şu anda sadece Kürtler direnebilmektedir.
  Ancak Türkiye’de dünya dışında kalabilecek bir ülke değildir. Dünyanın dışında kalmamak ve Avrupa’nın refahından pay almak için girdiği Avrupa Birliği yolculuğu Türkiye’yi istese de istemese de demokratikleştirmektedir.
  1949 yalında dahil olduğu Avrupa Konseyi’nden bir türlü Avrupa Birliği üyeliğine geçememektedir. Ancak girdiği bu yolculuk Türkiye’yi bağlayacak bir çok belgenin altına imza atmaya mecbur bırakmaktadır.
  Türkiye’nin AB sürecinde imza attığı en önemli belgelerden biri de 1 Şubat 1995 tarihindeki “Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşme”dir.
  Avrupa Konseyi üyesi devletler ve diğer bazı devletler tarafından imzalanmıştır. Türkiye Avrupa Konseyi’nin 1949’dan beri üyesidir.
32 maddeden oluşan “Ulusal azınlıkların korunmasına ilişkin Çerçeve sözleşme”sinin 5 ve 6. maddelerini Türkiye’nin uymayı kabul ettiği şeyleri bilmeniz açısından paylaşıyorum.
  MADDE 5-
  1- Taraflar ulusal azınlıklara mensup kişilerin kendi kültürlerini yaşatmaları ve geliştirmeleri ve kimliklerinin asli öğeleri, yani dinlerini, dillerini, geleneklerini ve kültürel miraslarını korumaları İçin gerekli koşulları sağlamayı taahhüt ederler.
  2- Genel bütünleşme politikaları çerçevesinde alınan önlemler saklı kalmak kaydıyla, taraflar ulusal azınlıklara mensup kişilerin kendi istençlerine karşın asimilasyonu amaçlayan politika ve uygulamalardan kaçınırlar ve bu kişileri böyle bir asimilasyonu amaçlayan her hangi bir eyleme karşı korurlar.
 
  MADDE 6-
  Taraflar, kültürlerarası diyalog  ve hoşgörü ruhunu teşvik eder ve ülkeleri üzerinde yaşayan bütün kişilerin arasında, bu kişilerin etnik, kültürel, dilsel ve dinsel kimliğinden bağımsız olarak, özellikle de eğitim, kültür ve kitle iletişim alanlarında karşılıklı saygı ve anlayış ve işbirliğinin geliştirilmesi için etkili önlemleri alırlar.
***
  Otuziki maddeden oluşan bu “Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşme“nin tamamını mutlaka okuyun.
  Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabii hakkımızdır.
  Tüm bunlara rağmen Türkiye gibi bir ülkede hak elde etmenin mutlaka bir bedeli vardır. Bu bedeli ödemeyi göze alabilecek olanlar sayesinde, Türkiye demokratikleşme sürecine girecek ve ulusal azınlık haklarını teslim etmek zorunda kalacaktır.
  Öyleyse her şeye inat, mücadele bayrağını yükselmeye devam edeceğiz.


268 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi