• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam286
Toplam Ziyaret710149
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ
07/09/2020

Büyük travmalar yaşamış insanlar ve toplumlar, yaşadıkları travma ile yüzleşip, hesaplaşmayı sağladıkları takdirde rehabilite olup normalleşirler. Ağır bir haksızlığa ve tecavüze uğrayan bir kişi, başına gelenlerin konuşulmasını istemez, içine kapanır ve kendini toplumdan izole ederek, acılar içinde yaşamını sürdürür. Fakat bu durum sürdürülebilir bir şey değildir. Gerekli yardımlar ve tedaviler yapıldığı takdirde kişiler ve toplumlar normalleşme sürecini yaşarlar.

Çerkes Halkı da uğradığı ağır işgal sürecinden sonra, soykırıma uğramış olarak çok ağır koşullarda sürgün yaşadı. Balkan coğrafyasına sürülmüş olan Çerkesler, büyük sürgünden 15 yıl sonra, 93 harbini takiben1879 yılında ikinci büyük bir sürgün yaşadı. Büyük sürgünden 59 yıl sonra 1923 yılında T.C.’nin yürürlüğe koyduğu Gönen-Manyas Çerkes sürgünü yaşandı. Diasporada çok önemli etkileri olan bu sürgün, malesef Çerkes Dünyasında çok az bilinen bir sürgündür.

Bu süreçlerden sonra, Çerkeslerin yaşadıkları coğrafyalarda azınlıklara karşı sürdürülen Türk ırkçısı, Arap ırkçısı, Rus ırkçısı saldırılar kimliklerinin kendilerine zarar verdiği fikrini oluşturdu. Yaşanan bu ağır travmalar ve kırılmalar Türkiye’de, Rusya’da, Arap dünyasında varlığını başka milletlerin varlığına feda eden evlatlarının sayısının hızla artmasını beraberinde getirdi.

Osmanlı döneminin anlı şanlı Çerkes Paşaları, Kurtuluş Savaşı’nda en çok kahramanlığı bizimkiler yapmış diye övündüğümüz paşalar ve subaylar, Ürdün sarayının muhafızları, Suriye’nin Çerkes istihbaratçıları, anavatanda ikinci dünya savaşı kahramanları diye bol madalya takılmış kişilerin hepsi ama hepsi Çerkes varlığını başkalarına armağan etmiş kimselerdi. Bu kişiler varlıklarını armağan ettikleri milletler için gözlerini kırpmadan adam öldürürken, birbirlerini öldürmekten de çekinmemişlerdi. (Ethem, Anzavur çatışması bunun tipik örneğidir.)

Varlığını başkalarının varlığına armağan edip, makam ve mevki sahibi olanların, Çerkes toplumu üzerindeki etkilerinden dolayı, Çerkes Halkı kendi davası için, fikri derinliği olan ve etki yaratıcı bir örgütlülük, liderlik yaratamadılar.

Çerkes Halkının üzerine atılmış ölü toprağı, yok olması için üzerine dökülmüş beton, büyük sürgünden 125 yıl sonra ilk defa kırıldı. Sovyetler Birliği’nin dağılma süreci, Çerkes milletinin kendi varlığını düşünen evlatlarını içinden çıkardı. Nalo Zavur, Almir Abrec, Şenibe Musa, Kalmuk Yura, Hatejiko Valeri, Guaşe Ruslan gibi Yurtsever Çerkes Milliyetçisi halk önderleri Tüm Kuzey Kafkasya’yı kapsayacak bir örgütlülüğün ve siyasi oluşumun peşine düştüler.

Üçüncü Dağlı Halkları Kongresi ve Dünya Çerkes Birliği-DÇB (Düneypsov Adğe Xase-DAX) bu dönemin ortaya çıkardığı çok önemli oluşumlarımızdı. Ancak bu sürecin kendi haline bırakılmasına Rusya’nın devlet aklı daha fazla müsaade etmedi. Sovyetler Birliğinin dağılmasından 10 yıl sonra 2000 yılında gerçekleştirilen DÇB Kongresi’ne, Rus istihbarat örgütü FSB’nin yaptığı bir operasyonla, DÇB içindeki Yurtseverler atılarak, yerlerine Rusya’nın uşakları getirildi. 2000 yalında DÇB’ye operasyon çeken ekinin başında, Çerkes Halkının en değerli evlatlarına silah çeken kişi şimdiki DÇB başkanı Hauti Sohrokov’du.

Şu anda Çerkes Halkının bölünmüşlüğü ve iç çekişmesi, varlığını Çerkes Halkına adayanlarla, varlığını başkalarına adayanların mücadelesidir. Bu tür mücadelelerde Hakkı savunanlar ve haklı olanlar hep kazanmışlardır. Başkalarının kölesi olanlar ise hep kaybetmişlerdir. Yaşadığımız bu süreç, yaşanması gereken son derece olağan bir süreçtir, kimse telaşlanmasın.

***

Martin Koçesoko, yeni nesil varlığını Çerkes Halkına adamış çok değerli bir evladımızdır. Nalçık’ta kurmuş olduğu Xabze Xase’nin başkanı idi. Düşünceleri ve etkinlikleri ile gençleri ve toplumu etkileme potansiyeline sahiptir. Putin’in diktatörlüğünü pekiştirip, Çerkes Halkının kazanımlarını yok edip, asimilasyon sürecini hızlandıracak anayasa oylaması sürecinde aktif bir karşı çıkış hareketi örgütlemiştir.

Rus devlet aygıtının ve istihbarat örgütünün böylesine etkili bir kişiyi farketmemesi ve enterne etmemesi düşünülemezdi. Onun için çok kaba ve klasik bir polis tezgâhına başvuruldu. Ömründe hiç sigara ve içki kullanmamış Martin KOÇESOKO’nun arabasına uyuşturucu yerleştirip “yakaladık” numarasına yattılar.

Bir yıldan uzun bir süredir, kah işkencede, kah hapishanede, kah ev hapsinde, sürekli ertelenen mahkemeleri ile Rus devlet aygıtı attığı iftiranın ve kumpasın tutmaması üzerine ne yapması gerektiğine karar verememiş bir durumda görünüyor.

Yaşanan süreçten en çok rahatsız olanlar, Rusya’nın madalya taktığı DÇB çevresinde konuşlanmış olanlardır. Bütün Çerkes Dünyası Martin Koçesoko etrafında bir DAYANIŞMA çemberi oluştururken, başta DÇB başkanı ve DÇB’nin payandalarının dut yemiş bülbül gibi susmaları tarih tarafından kayıt altına alınmaktadır.

Martin Koçesoko davasında susanları, ses çıkaranları perdelemeye çalışanları Çerkes Halkı da büyük bir dikkatle izliyor.

Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.

Çerkes Halkı da verilen bu mücadeleden en değerli derslerini çıkarmaya devam ediyor.



478 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi